Prof. Dr. Yasin Aktay'dan Malatya'da Önemli Açıklamalar: İslam Dünyası Yeni Bir İrade Ortaya Koyuyor
Prof. Dr. Yasin Aktay'dan Malatya'da Önemli Açıklamalar: İslam Dünyası Yeni Bir İrade Ortaya Koyuyor
Prof. Dr. Yasin Aktay, okuma alışkanlıkları, İslam ülkeleri arasındaki savunma işbirlikleri ve Türkiye'nin dış politikası hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Malatya'da düzenlenen 12'inci kitap fuarında okuyucularıyla bir araya gelerek kitaplarını imzalayan Prof. Dr. Yasin Aktay, Türkiye'nin kitap üretimi oranı, okuma alışkanlıkları, İslam ülkeleri arasındaki savunma işbirlikleri ve Türkiye'nin dış politikası hakkında İLKHA muhabirin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin kitap üretiminde dünyada dördüncü sırada yer almasına rağmen okuma oranlarının yeterince bilinmediğine ilişkin soruyu yanıtlayan Prof. Dr. Yasin Aktay, 'Bugün kitap üretiminde dünyada 4'üncü sırada olmak az bir şey değil. Eğer okuma olmazsa, en azından satın alma olmazsa bu kadar da üretim olmaz demek ki. Okumayı tespit edecek bir istatistik henüz ortaya konulabilmiş değil. Yani sağlıklı bir istatistiğimiz yok. Ama üretim miktarından yola çıkarak bu bir arz talep meselesidir. Demek ki o kadar da okuma vardır. Aslında okumayla ilgili Türkiye'de insanların alışkanlıklarına dair yapılan değerlendirmeler çok sübjektif değerlendirmeler. Yani bir veriye dayanmıyor. Bana kalırsa insanlar, aslında kitabın bir rakibi olarak çıkmış olduğu söylenen cep telefonları veya sosyal medya platformları bile okumayı artıran faktörler ve yeni alışkanlıklar oluşturuyor. Eskiden gazete almayan insanlar, şimdi önlerine düşen gazete makalelerini rahatlıkla okuyabiliyorlar, paylaşabiliyorlar ve bu, okuma oranlarına ciddi bir biçimde yansıyor.' dedi.
'Uluslararası düzen, Müslüman ülkelerin bir araya gelmesine çok sıcak bakmıyor'
İslam ülkeleri arasında gelişen savunma işbirlikleri ve yeni ittifaklara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktay, 'İslam dünyasının artık ortak bir savunma anlayışını geliştirmeleri ve ortak savunma kurumlarını geliştirmeleri hususunda bir bilinç gelişiminin yaşanıyor olduğunu gösteriyor. Bu çok önemli bir şey. Çünkü geçmişte iki tane Müslüman ülkenin bir araya gelip herhangi bir savunma kavramı etrafında bir işbirliği yapmalarını engelleyen genel bir paradigma vardı. Sadece paradigma değil, kurumsal bir baskı da vardı. Uluslararası toplum, uluslararası düzen Müslüman ülkelerin bir araya gelmesine çok sıcak bakmıyordu. Belki buna dair resmi bir karar ve resmi bir kanun yok. Ama ne zaman iki tane Müslüman ülke bir araya gelip beraber ortak hayırlı bir iş yapmaya kalkıştılarsa başlarına örülmedik çorap bırakılmamıştır. En azından ülkelerden bir tanesinin başına bir çorap örüldüğü zaman bu tür anlaşmalar kadük kalıyordu. Bunun sayısız örnekleri vardır.' diye konuştu.
'İslam Birliği fikrine adım adım yaklaşıyoruz'
Aktay, 'Bugün İslam İşbirliği Teşkilatı diye bir teşkilat var ama doğru dürüst çalışmıyor, çalıştırılmıyor. Onu çalıştırmayan ülkeler şimdi tehditleri hissetmeye başladıkları zaman ve şimdiye kadar kendilerine güvence olarak gördükleri birtakım Avrupalı veya Batılı ülkelerin kendilerine güvence oluşturmadığını fark ettikleri yerde tekrar yeni bir arayışa yönelmiş oldular. Bu arayışın onları bazı Müslüman ülkelerin kendi aralarında, Türkiye'nin de dahil olduğu, hatta Türkiye'nin öncülüğünü yaptığı birtakım ittifaklara yöneltiyor olması çok hayırlı bir gelişmedir. Neticede İslam Birliği fikrine biraz daha adım adım bizi yaklaştıran bir sürece doğru gidiyoruz. Ben bu işin sonucunda biz Müslümanların, yeni dünya düzeni içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli tekrarladığı 'Dünya beşten büyüktür' anlayışı doğrultusunda, beş kişinin hükmettiği, karar sahibi ve veto sahibi olduğu bu düzene alternatif bir düzenin oluşumuna ciddi katkıda bulunacaklarını şimdiden söyleyebiliriz.' ifadelerini kullandı.
'Savunma işbirlikleri diğer alanları da tetikleyecek'
Askeri ve savunma alanlarında yapılan işbirliklerinin enerji, ekonomi ve ticaret gibi alanlarda yeni ittifaklara kapı aralayıp aralamayacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Aktay, 'Askeri ve savunma alanında yapılan bu işbirliklerinin sonraki aşamalarında, hatta önceki aşamalarında başlamış olan birtakım ekonomik, ticari, kültürel ve siyasi işbirliklerini beraberinde getirmesi kaçınılmaz. Bunun çok daha fazla tetikleneceğini rahatlıkla bekleyebiliriz. Çünkü askeri ve savunma alanında birbirimizin dostu olduğumuzu, hatta tek dostumuz olduğunu idrak ettiğimiz andan itibaren bu süreç başka ilişkileri de mutlaka tetikleyecektir.' diye konuştu.
'İslam dünyası yeni bir irade ortaya koyuyor'
İslam ülkelerinin ortaya koyduğu yeni iradenin gelecekte nasıl bir güce dönüşeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktay, 'İslam dünyası şu anda yeni bir irade ortaya koyuyor. Peki, bu irade tamamına erer mi? Bunu Allah bilir. Tabii temennimiz bunun gerçek bir güce ve gerçek bir alternatife, dünya düzenine, yani beş ülkenin veto sahibi olduğu ve tek karar sahibi olduğu o dünya düzenine bir alternatif oluşturmaya doğru yavaş yavaş gitmesidir. Büyük temennimiz budur. Tabii böyle bir meydan okumayla yapılmaz bu işler. Zaten bu bir meydan okuma da değil. Bu askeri işbirliği anlaşmaları ve savunma işbirliği anlaşmalarının savunma maksatlı olduğu zaten deklare edilmiş durumda. Herhangi bir saldırı olması halinde devreye sokulabilecek bir savunma mekanizması kurulmasından bahsediliyor.' ifadelerini kaydetti.
'Müslüman ülkelerin refleksleri ölmüş gibiydi'
İslam ülkelerinin Gazze'de yaşanan saldırılar karşısında ortak bir tutum ortaya koyamamasına değinen Aktay, 'Gönül arzu ederdi ki israilin Gazze'ye onca zaman saldırdığı bir dönemde böyle bir ihtiyaç hasıl olsun, daha fazla bir ihtiyaç hissedilsin ve bu harekete geçsin. Fakat üç yıl boyunca Gazze emsalsiz bir soykırıma tabi oldu ve büyük bir saldırganlığa, vahşete maruz kaldı. Aslında saldırılan, çiğnenen Müslüman onuruydu. Fakat Müslüman ülkeler böyle bir saldırganlık karşısında bir refleks ortaya koymadılar, koyamadılar. Adeta refleksleri ölmüştü. Sinir uçları ölmüş gibiydi. Şimdi belki bu anlaşmayla birlikte o sinir uçları yavaş yavaş canlanır ve bundan sonra belki sadece kendilerini ilgilendiren saldırılar hususunda değil, genel anlamda bütün İslam dünyasını ilgilendiren hususlarda bir hassasiyet geliştirirler. Sonraki aşamada da İslam dünyasının gelişimine, birliğine ve dirliğine katkıda bulunur diye umuyoruz.' şeklinde konuştu.
'Türkiye, Doğu Akdeniz'de varlığını ortaya koydu'
Türkiye'nin son dönemdeki dış politikası, Libya ve Mısır ile ilişkileri ile Libya Temsilciler Meclisinin deniz yetki anlaşmasını onaylamasının Doğu Akdeniz'e yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktay, 'Türkiye'nin son zamanlardaki dış politikası, özellikle Doğu Akdeniz konusundaki dış politikası, Libya ile olan ilişkisi, Mısır'la olan ilişkileri konusunda hedeflediği bir şey var. Akdeniz'i Türkiye'ye dar etmek, Türkiye'yi Akdeniz'den kovmak, Türkiye'yi Akdeniz'de adeta bir balık oltası atamayacak hale getirmek gibi bir hedefleri vardı. Türkiye, bu anlaşmayla birlikte ve son zamanlarda izlenen politikanın bir sonucu olarak ulaşılan son derece başarılı ve değerli bu anlaşmayla o hedefi sekteye uğratmış oldu. Sadece sekteye uğratmakla kalmadı, Doğu Akdeniz'de 'Ben varım' dedi ve bu varlığını yasal, meşru, uluslararası hukuk tarafından tanınan bir sözleşmeyle noktalamış oldu. Şimdi artık Türkiye'den habersiz ve Türkiye'nin izni olmadan hiç kimse Akdeniz'de olta atamayacaktır, balık bile avlayamayacaktır. Bunun anlamı budur. Yani Türkiye'yi bu hale getirmek istediler, Türkiye onları bu hale getirmiş oldu. Akdeniz'de Türkiye artık var ve üstelik Akdeniz'deki Türkiye varlığı başkasına tehdit değildir. Ama Türkiye'nin hakları çiğnenmek istenirse kimsenin oradan balık bile yiyemeyeceği bir durum oluşmuş olacaktır.' dedi. (İLKHA)