• Haberler
  • Gündem
  • Bir yanda 'şanslı emekliler' diğer yanda açlık sınırı altında sürünenler

Bir yanda 'şanslı emekliler' diğer yanda açlık sınırı altında sürünenler

Bir yanda 'şanslı emekliler' diğer yanda açlık sınırı altında sürünenler

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, TBMM Genel Kurulun’da yaptığı konuşmada emeklilerin durumunu anlattı, AKP’ye yakın isimlerin büyükelçi olarak atanmasına sert tepki gösterdi.

 

Konuşmasında “şanslı emeklilerden” söz eden Ağbaba, “iktidar eski bakan ve milletvekillerini ya bankalara yönetim kurullarına, ya kooperatiflere ya da elçiliklere atıyor” dedi.

 

Bir yanda “şanslı emekliler”, diğer yanda açlık sınırı altında sürünenler

 

Ağbaba şunları ifade etti:

 

“Türkiye’de iki emekli var; biri, AKP’nin yaratmış olduğu şanslı emekliler, bir de bizim sürünen emekliler. Kim bu şanslı emekliler? Milletvekilliğinden emekli olduktan sonra 3-5 maaş alan tuzu kurular. Emekliler 2.500 TL maaş almış, açlık sınırının altında yaşıyor; birileri “saray danışmanlığı” adı altında milletvekili maaşına ilaveten 50-60 bin TL para almaya devam ediyor. AKP’den milletvekili yapılmayıp saraya danışman olan onlarca eski milletvekili var. AKP milletvekillerinin de sesi çıkmıyor yönetime karşı, “Ne olur olmaz, yarın biz de danışman olabilir miyiz?” diye o hayalle yaşıyorlar.

 

Saray çiftlik olmuş, devleti arpalık gibi kullanıyorlar

 

“Saray âdeta çiftlik olmuş durumda; vekil olamazsan saray danışmanı oluyorsun, saray danışmanı olamazsan banka yönetim kurulu üyesi oluyorsun, o da olmazsa tekmeci gibi büyükelçilikte görev alıyorsun, o da olmazsa devletin yönetim kurullarına, arpalıklara yönetim kurulu üyesi atanıyorsun. Devletin kurumları, kooperatifleri âdeta arpalık olmuş durumda. Bir Tarım Kredi Kooperatifi var ki vicdanı olan herkesin ses çıkarması lazım. Çiftçi, 10 bin lira için icraya girerken o arpalıkta görev alan tosuncuklar üçer beşer maaş almaya çiftçiyi sömürmeye devam ediyor. Bunlar kim? Bunların tamamı ya AKP milletvekilleri ya da AKP’de görev almış insanlar.”

 

Üniversite bitirenler trafo boyarken ölüyor, AKP yandaşları ballı maaşlar alıyor

 

“Memlekette utanma kalmamış, ar kalmamış, özellikle bu arpalıklarda görev alanlarda maalesef bu yok. Vekil olmazsan ne oluyorsun? Bakan yardımcısı. O olmazsa ne yapıyorsun? AKP yetenekli bir parti. Örneğin, Zehra Zümrüt Selçuk’u demirci yaptılar. Karabük'te Karabük Demir-Çelik Fabrikasında 39 bin TL maaşla demircilik yapıyor. Başka? Pehlivanı bankacı yapıyorlar. Şu Ziraat Bankasının, Halk Bankasının,  Vakıflar Bankasının yönetim kurulu üyelerine bakın, ömründe para çekme,  yatırma dışında bankayla ilişkisi olmayan insanlar banka yönetim kurulu üyesi. Memlekette üniversite bitirenler işsiz, 90 puan alanlar trafo boyarken ölüyor, AKP yandaşları işe girmeye devam ediyor. Bu hukuksuz düzeni yok edeceğimizi bilmeniz lazım. Devlette liyakat yok olmuş, devletin çivisi çıkmış durumda. Yaptığınız atamalara bakınca inlikte cinlikte dünya markası oldunuz, dünyaya örnek bir siyasi parti oldunuz bu konuda.”

 

Rüşvet alan birinin büyükelçi yapıldığı dünyada görülmedi

 

“Kimler büyükelçi olmuş bir bakalım. Ben, liyakat sahibi büyükelçilere bir şey demiyorum, Dışişlerine girip yetişmiş büyükelçilere bir şey demiyorum. ASALA’nın kurşununda boynunu eğmemiş, vücudunu siper etmiş, bu memleketin bayrağını canı pahasına korumuş büyükelçilere bir şey demiyorum. Ama sizin atadığınız büyükelçiliğe bakınca “Ya, yazıktır, ayıptır, günahtır.” demekten kendimizi alamıyoruz. Memleket çok şeyi gördü ama rüşvet alan büyük birinin dünyada büyükelçi yapıldığı görülmedi, bizi yeni şeylerle tanıştırdı bu büyükelçi. Elbise kılıflarında sadece elbise taşınmadığını, çikolata kutularında çikolata taşınmadığını bu adam bize öğretti. Elbise kılıflarıyla, çikolata kutularıyla rüşvet alan birisini Avrupa'nın bir kentine büyükelçi yaptınız. Yerli ve millîlere söylüyorum: Türkiye'nin itibarını yerle bir ettiniz, Türkiye’ye düşman olsa birisi bu itibarsızlığı yapamaz.

 

Cebinde 1 dolar olanı hapse attılar, Meclis’i bombalayan adamın kardeşini elçi yaptılar

 

“Elçi yaptıklarınızla memleketin itibarı yok oluyor. Eski vekillere bir bakın, Cakarta’da, Pekin'de, Bakü'de, Kuala Lumpur’da, Lahey’de hepsi. Hani, biraz önce Cahit Özkan “FETÖ, FETÖ.” diyordu ya. Cebinden 1 dolar çıkan adamı cezaevine attılar; kardeşi Meclisi bombaladı, adamı büyükelçi yaptılar. Niye? Çünkü onun da içlerinde bildikleri var, onun da bildikleri var.”

 

Düşman olsa bu ülkenin itibarıyla bu kadar oynamaz

 

“Bir adam var ki Yusuf Yerkel isminde, bu adam bir işçiye, kendi yakınlarını kaybeden bir fakir, yoksul Somalı işçiye tekme atmıştı, bunu da Frankfurt'a gönderdiler. Bunlar Frankfurt'u çok iyi bilir. Nereden bilir? Daha önce hizmet pasaportuyla oraya çok adam gönderdiler. Bunlar çok yetenekli adamlar. Bunlar var ya, 60 yaşındaki adamları boksör yaptılar. Kandıra Belediyesi boksör takımı oluşturuyor, boks takımının yaş ortalaması 60. Bir de bu mehter var ya, mehter; çok severler, iki ileri bir geri… Onu ne yapmışlar? Mehter takımı oluşturmuşlar, iki ileri bir geri, iki giden bir de gelmemiş, hepsi Almanya’da kalmış Frankfurt’ta. Düşman olsa bu ülkenin itibarıyla bu kadar oynamaz.”

 

Elçi bulamazsanız Özışık’ı, Veyis Ateş’i, Aliye Uzun’u, Rıza Sarraf’ı elçi atayın

 

“Yusuf Yerkel yüzünden Avrupa’nın bütün gazetelerinde manşet oldunuz, manşet; Avrupa’nın bütün gazetelerine manşet oldunuz, yazıktır günahtır. Frankfurt’ta sivil toplum örgütleri eylem yapıyor, Almanya iddia odur ki bunu istemiyor. Bu rezilliği Türkiye'de yaptınız, bu kepazelikleri Türkiye'de yaptınız, yandaşları devletin kurumlarına getirdiniz ama rezilliklerinizi kepazeliklerinizi resmen ihraç ettiniz; bu, kabul edilebilecek bir şey değil. Aklınıza gelmiştir ama ben size söyleyeyim, havuzda daha çok büyükelçi adayı var, örneğin, diplomasiyi bilen bir gazeteci var. Bu Sedat Peker’in videoları çıkmıştı ya, hani Sedat Peker’in videosu çıktıktan sonra Hadi Özışık, Sedat Peker’e demişti ya “Gel, Soylu’yla seni barıştıralım.” Diplomasiyi biliyor, bunu da büyükelçi yapın ya da SBK Holding’ten bir bakan adına 10 milyon rüşvet isteyen, neydi o adamın adı; Veyis Ateş. Onu da büyükelçi yapın. Nereye? Bakın, başka bir şey, bir Aliye Uzun var ya, o da pazarlıkta uzman, o nereyi biliyor, kimi biliyor? Zindaşti’yi. Onu da İran’a büyükelçi yapın. Başka? Sizin çok sevdiğiniz eş başbakan. Onun ismi ne? Rıza Sarraf. ABD’yle ilişkileri iyi, at çiftliği var, koşuyor, geziyor; onu da Amerika’ya büyükelçi yapın değerli arkadaşlar. Türkiye'nin geldiği nokta bu.”

 

Soylu FETÖ arıyorsa aynaya baksın, Cahit Özkan’a sorsun

 

“İşsizlik 10 milyonu bulmuş, emekli açlık sınırının altında yaşıyor, fakir fukara, yoksul… Her gün kaçak yurtlarda çocuklarımız ölüyor, öldürülüyor; birisi de İçişleri Bakanı, o çocukların güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı ya o, çıkıyor televizyonda “FETÖ…” “FETÖ…” diyor. Ben buradan söyleyeyim Soylu’ya: FETÖ arıyorsan önce aynaya bak, o koltuğa, o eski siyasi partindeki Genel Başkanlığa nasıl geldiğini bir araştır Soylu ya da daha da uzağa gitme; Meclise gel, Sayın Cahit Özkan’a sor; en çok o biliyor bu FETÖ’cüleri, Cahit Özkan’a sor. Cahit Özkan gelir sana kim FETÖ’cü, kim değil anlatır. Şükürler olsun, biz el sıkmamışız; şükürler olsun, Balyoz’da, Ergenekon’da kapıları kırarken birileri mahkeme önlerinde açıklama yapıyordu.”

Fetullah Amerika’da, fikirleri iktidarda

 

“Eskiden bir laf vardı “Kendimiz içeride, fikrimiz iktidarda.” diye. Fetullah Gülen Pensilvanya’da sizi izliyorsa, TÜGVA’yı görüyorsa, yurtlardaki çocukları görüyorsa, rezillikleri görüyorsa, kadrolaşmayı görüyorsa, kaymakam yapılanları, polis yapılanları görüyorsa diyordur ki: “Biz Amerika’dayız, fikrimiz iktidarda. Sözcümüz var, arkadaşlarımız var.” Sizinle gurur duyuyordur. Yapılan uygulamaları bakınca boynuz kulağı geçmiş durumda. “Zaman zaman sıkışınca kendileri konuşmuyor, sözcüleri çıkıyor ortaya; bazen Akit köşe yazarı, bazen eski Belediye Başkanı diyor ki: “Fetullah’a af da getirilebilir.” Bunu bir yere yazın, yakında eğer anketlerde düşerse bunlar; böyle cebinden 1 dolar çıkanlara eziyet ederler, Bank Asya’ya para yatıranlara eziyet ederler ama elebaşlarına, Fetullah’ın elebaşlarına af getirirlerse şaşmayın, “Veli Ağbaba demişti.” dersiniz, göreceksiniz. Yine, yerli ve millîlere sesleniyorum: Ya, arkadaş, eskiden İstanbul’da inşaatlarda yazardı “Satılık daire yanında bedava pasaport.” diye. Şimdi ne oluyor? Bir ev alana pasaport veriliyordu, şimdi 500 bin dolar getirenlere, üç yıl yatıranlara pasaport verilecek. Bakın, Türkiye, dünyada ne kadar kaçakçı varsa hepsine vatandaşlık verdi. Bunlardan birinin örneği Rıza Sarraf, diğerinin örneği Zindaşti -o engellendi- daha birçok örneği var. Şimdi 500 bin doları olan Türk pasaportunu cebine koyabiliyor. Vatan da satılık, vatandaşlık da satılık”

Pusulamalatya

Bakmadan Geçme