- Haberler
- Kültür Sanat
- Kent Müzesindeki Osmanlı Mezar Taşı Geçmişin Hikâyesini Anlatıyor
Kent Müzesindeki Osmanlı Mezar Taşı Geçmişin Hikâyesini Anlatıyor
Kent Müzesi'ni ziyaret eden Doç. Dr. Devrim Alkaya, müzeye yeni getirilen Osmanlı dönemine ait mezar taşlarından birini inceleyerek, eserin 19. yüzyıl Osmanlı taşrasının sosyal yapısı, estetik anlayışı ve inanç dünyasına ışık tuttuğunu belirtti.
İnşaat Yüksek Mühendisi, Kamu Yöneticisi ve Kültürel Miras ile Ekoturizm Uzmanı Doç. Dr. Devrim Alkaya, hafta sonu kent dışından gelen misafirleriyle birlikte Malatya Kent Müzesi'ni ziyaret etti. Müzedeki yeni eserler arasında yer alan Osmanlı dönemine ait bir mezar taşı, Alkaya'nın dikkatini çekti.
Mimari kompozisyonu ve üzerindeki sembollerle öne çıkan mezar taşını ayrıntılı şekilde inceleyen Alkaya, eserin yalnızca bir mezar taşı olmadığını, aynı zamanda dönemin sosyal yapısını ve estetik anlayışını yansıtan önemli bir kültürel belge niteliği taşıdığını ifade etti.
Alkaya, mezar taşının üst bölümünde yer alan fes ve silindirik boyun formunun, mezarın bir erkeğe ait olduğunu gösterdiğini belirterek, Osmanlı mezar taşlarında başlıkların kişinin cinsiyeti ve toplumsal statüsü hakkında önemli bilgiler sunduğunu söyledi.
Taşın üst kısmında yer alan büyük kubbe, yan kubbeler ve minareden oluşan mimari kompozisyonun dikkat çekici olduğunu vurgulayan Alkaya, bu tür tasvirlerin genellikle toplumun üst kesimlerine mensup kişilere ait mezar taşlarında görüldüğünü kaydetti. Alkaya, söz konusu mimari sahnenin aynı zamanda cennet tasavvuruna yönelik sembolik bir anlatım da olabileceğini ifade etti.
Mezar taşında bulunan bitkisel motiflerin ise ölüm temasını estetik bir dille yumuşattığını dile getiren Alkaya, kemer köşelerinde yer alan rozet çiçeklerin Osmanlı sanatında cennet bahçelerini simgeleyen unsurlar arasında yer aldığını aktardı.
Eserin alt bölümünde yer alan celî sülüs hat sanatının da dikkat çektiğini belirten Alkaya, zamanın etkisiyle bazı satırların okunamaz hale geldiğini, ancak yazı karakteri ve mimari üslubun eserin büyük olasılıkla 19. yüzyıla, yaklaşık 1800-1880 yılları arasına tarihlendirilebileceğini söyledi.
Satırlar arasında "el-Askerî" şeklinde okunabilecek bir ibarenin seçilebildiğini ifade eden Alkaya, bunun mezar sahibinin askerî veya idarî sınıfa mensup olabileceğine işaret ettiğini, ancak kesin sonuca ulaşılabilmesi için ayrıntılı epigrafik incelemelerin gerekli olduğunu vurguladı.
Doç. Dr. Devrim Alkaya, "Tarih çoğu zaman en çok sustuğu yerde konuşur. Sessiz bir mermer parçası bile bir dönemin ruhunu günümüze taşıyabilir" ifadelerini kullanarak, kültürel miras unsurlarının korunması ve doğru okunmasının önemine dikkat çekti.
Bakmadan Geçme