Asım DEMİRKÖK

Malatya 2030: Sanayi, Sürdürülebilirlik ve İnsan GücÜ

Asım DEMİRKÖK

Malatya’mızın Valisi, Kentimizin Siyasi Partileri, Belediye Başkanları, 2 Üniversitemiz, Meslek odaları, Sivil Toplu Kurucularının Temsilcileri, Sayın Yöneticiler Ve Değerli Hemşerilerim sözüm ve yazım size ve hepimize…   
“Bu köşe yazı nereden çıktı?” diye sorabilirsiniz. Kısaca anlatayım.
Uzun yıllardır tanıdığım, Deniz Kitap Evleri İşletmecisi ve Malatya Girişimciler İş İnsanları Derneği (MAGİNDER) Proje ve Arge İşleri  Başkanı Sayın Mesut Özdemir’in davetiyle, “Malatya 2030 – Sürdürülebilir Kalkınma Yolunda Ortak Akıl” başlığı altında 14 Şubat 2026’da yapılacak toplantılarına katılmamı önerdi. Bu konuya ait bilgileri ve toplantılarda, alt başlıklar hâlinde oluşturulan masalarda Malatya’nın sürdürülebilirliği konularının başlıklarını iletti. Anlatı.
Bu davet bana şunu düşündürdü:
Malatya’nın sürdürülebilirliğini yalnızca toplantı salonlarında değil, kamuoyunun vicdanında da tartışmalıyız diye düşündüm ve böylece işte bu köşe yazısı ortaya çıkmış oldu.
Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim:
Bu bir eleştiri yazısı değildir.
Bu yazı, Malatyalı hemşerilerim adına şehrimiz yöneticilerine ve kamuoyumuza yöneltilmiş açık bir çağrıdır.
Türkiye’de sürdürülebilir kalkınma tartışmaları artık yalnızca büyüme rakamlarıyla sınırlı değil. Şehirlerin üretim kapasitesi, çevreyle kurduğu ilişki ve en önemlisi insan kaynağını nasıl yetiştirdiği bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. 14 Şubat 2026’da Malatya’da yapılacak “Malatya 2030 – Sürdürülebilir Şehir ve Topluluklar” toplantısı da bu açıdan yalnızca yerel değil, ulusal ölçekte dikkatle izlenmesi gereken bir buluşmadır.
Çünkü Malatya, Türkiye’nin pek çok şehri gibi kritik bir eşikte durmaktadır:
Ya mevcut potansiyelini doğru bir sanayi vizyonuyla geleceğe taşıyacak ya da kaynaklarını tüketerek geride kalacaktır.
Malatya’nın tarımsal gücü tartışmasızdır. Kayısı başta olmak üzere bereketli topraklar, sanayi için önemli bir hammaddedir. Ancak sürdürülebilir şehir anlayışı, tarımı tek başına yeterli görmez. Tarımı sanayiyle buluşturamayan şehirler, katma değer üretemez; katma değer üretemeyen şehirler ise nitelikli insanını tutamaz.
Bugün Malatya sanayisinin en büyük yapısal sorunu yalnızca sermaye ya da altyapı değildir. Asıl sorun, yetişmiş insan gücü eksikliğidir. Fabrika kurabilirsiniz, makine alabilirsiniz, teşvik verebilirsiniz; fakat o makineleri çalıştıracak, süreci yönetecek, ürünü geliştirecek ve pazara taşıyacak insanı yetiştiremezseniz sanayi sürdürülebilir olmaz.
Sürdürülebilir sanayi, her şeyden önce insan yatırımıdır. Meslek liseleriyle organize sanayi bölgeleri arasında bağ kuramayan, üniversiteleri üretim sürecinin dışına iten, gençleri yalnızca diplomayla hayata hazırlayan şehirler, 2030’u kaçırır.
Malatya için çözüm nettir:
Sanayiye paralel bir nitelikli insan gücü stratejisi geliştirilmelidir. Meslek liseleri, çağın ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmalı; üniversiteler teorik bilgi üretmenin ötesine geçerek sanayiyle ortak projeler yürütmelidir. Gençler, mezun olduktan sonra iş arayan değil, üreten ve geliştiren bireyler olarak hayata katılmalıdır.
Özellikle tarıma dayalı sanayide; gıda teknolojisi, paketleme, lojistik, enerji verimliliği, dijital üretim ve kalite yönetimi alanlarında yetişmiş insan gücü Malatya’nın kaderini değiştirebilir. Bu aynı zamanda göçü azaltmanın, gençleri şehirde tutmanın ve sosyal sürdürülebilirliği sağlamanın da anahtarıdır. Unutulmamalıdır ki sürdürülebilir şehirler; betonla değil bilgiyle,
teşvikle değil eğitimle, kısa vadeli kazançlarla değil insanla büyür.
Malatya 2030 vizyonu, sanayiyi yalnızca üretim alanı olarak değil; insanı yetiştiren, istihdam eden ve geleceğe hazırlayan bir yaşam ekosistemi olarak ele almak zorundadır. 14 Şubat 2026’daki toplantı, eğer bu gerçeği merkeze alırsa, Malatya için bir dönüm noktası olabilir.
Aksi hâlde sürdürülebilirlik, yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir temenni olarak kalır. Son sözüm şudur: Bir şehir, sahip olduğu ürünü sadece satıyorsa yaşar; o ürünü işleyip geleceğe dönüştürüyorsa güçlenir.
Malatya’nın artık günü kurtaran politikalara değil, geleceği kuran kararlara ihtiyacı vardır.
Bu çağrı, bir yazıdan ibaret değildir. Bu çağrı, Malatya’mızın yarını adına sizlere bırakılmış bir sorumluluktur.
Not: 1-   ‘’Malatya 2030 – Sürdürülebilir Kalkınma Yolunda Ortak Akıl’’ başlığıyla bu toplantıyı düşünen, gündeme taşıyan; vizyonlarıyla Malatya’mızın sürdürülebilir geleceğine katkı sunmayı amaçlayan tüm kişi, kurum ve paydaşlara şükranlarımı sunuyorum. Ve bu toplantının hayırlara vesile olmasını ‘gönülden’ diliyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları