Erkan Akan

Taş Atana Meyve Vermek

Erkan Akan

“Meyveli ağaç gibi olun. İnsanlar ona taş atarken, o insanlara meyve verir.”

— Ahmet Hüsrev Altınbaşak (ra)
İnsan, hayat yolculuğunda çoğu zaman hak etmediği sözlerle, ithamlarla, hatta açık haksızlıklarla karşılaşır. Bu anlarda nefsin ilk refleksi kendini savunmak, karşılık vermek, aynı sertlikle mukabele etmektir. Oysa Ahmet Hüsrev Altınbaşak’ın bu kısa ama derin sözü, bize bambaşka bir istikamet gösterir: Taşa taşla değil, meyveyle cevap vermek.
Meyveli ağaç, meyvesi olmayan ağaçtan daha çok taşlanır. Çünkü onda bir değer vardır, bir bereket vardır, bir fayda vardır. İnsan da böyledir. Faydalı olan, üreten, hayra vesile olan kimse; kıskançlığın, iftiranın ve yanlış anlaşılmaların hedefi olabilir. Buradaki imtihan, taşın varlığı değil; o taşa karşı nasıl bir ahlâk sergileneceğidir.
Bu söz, yalnızca pasif bir sabrı değil; aktif bir iyiliği öğretir. Meyve vermek, susmak değildir. Meyve vermek; ahlâkı koruyarak, istikametten sapmadan, kalbi kirletmeden yoluna devam edebilmektir. Taş atan, çoğu zaman kendi içindeki boşluğu ve huzursuzluğu yansıtır. Meyve veren ise, iç dünyasındaki sükûneti ve marifeti dışa taşır.
Risale-i Nur çizgisinde bakıldığında bu tavır, “müsbet hareket”in canlı bir tezahürüdür. Yani şerle mücadeleyi şer üretmeden yapmak… Kalbi muhafaza ederek, imanı zedelemeden, hakikati temsil etmeye devam etmek. Ahmet Hüsrev Altınbaşak’ın hayatı da bu sözün bir tefsiri gibidir. O, baskılara, yanlış anlaşılmalara ve ağır imtihanlara rağmen hizmetten geri durmamış; incinmiş ama incitmemiştir.
Meyve vermek kolay değildir. Olgunlaşmak ister, sabır ister, kök salmak ister. Ham meyve ekşi olur; olgun meyve ise tat verir. İnsan da yaşadığı imtihanlarla olgunlaşır. Her taş, aslında insanın içindeki meyveyi olgunlaştıran bir imtihandır. Eğer insan bu taşı hikmetle karşılayabilirse, o taş bir gün başkasının hidayetine, kalbinin yumuşamasına vesile olabilir.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey belki de budur:
Kırıcı değil yapıcı olmak…
İntikamkâr değil merhametli olmak…

Gürültüyle değil, meyveyle konuşmak…
Çünkü zaman geçer, taşlar unutulur; ama verilen meyvenin tadı kalplerde kalır.


Kaynakça
Ahmet Hüsrev Altınbaşak, 
Hatıralar ve Hizmet Hayatı

Risale-i Nur Külliyatı (özellikle: Müsbet Hareket bahisleri)

Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar

Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat


Erkan Can Akan
Manevî Danışman & Aile Danışmanı

Yazarın Diğer Yazıları