Deprem sonrası Malatya’da hayatı yeniden mümkün kılan konteynerler, bugün yerini kalıcı umuda bırakıyor. Bu dönüşüm, yalnızca mekânların değil, bir şehrin geleceğe yürüyüşünün hikâyesidir.
Depremin üzerinden geçen zaman, Malatya’ya hem acının hem de dayanışmanın izlerini bıraktı. O günlerde konteynerler, bir şehrin yeniden nefes alabilmesi için en hayati çözümdü. İnsanlar barındı, esnaf tezgâh açtı, hayatın devam ettiğini göstermek için o metal kutuların içinde umut yeşerdi.
Malatya sokaklarında yükselen konteynerler, yalnızca metal duvarlardan ibaret değildi. Onlar, bir şehrin yeniden nefes alabilmesi için kurulan geçici yuvalardı. İçlerinde çocukların kahkahaları, esnafın sabah telaşı, insanların yeniden hayata tutunma çabası vardı. O günlerde konteynerler, umudun en somut haliydi.
Şimdi şehrin dört bir yanında yükselen konteynerler, bugün yavaş yavaş hayatımızdan çekiliyor. Bu çekiliş, basit bir kaldırma işlemi değil; bir şehrin acıyla yoğrulmuş hafızasında yeni bir sayfanın açılmasıdır.
Konteynerlerde yıllardır ekmeğini kazanan esnafın, alışkanlıklarını orada sürdüren vatandaşın göstereceği anlayış ve sabır kritik önemde. Devletin planlaması kadar halkın dayanışması da bu dönüşümün başarısını belirleyecektir.
O günleri hatırlayalım. Enkazın, sessizliğin ve belirsizliğin ortasında konteynerler kuruldu. Soğuk metal duvarların ardında sadece barınma ihtiyacı karşılanmadı; umut yeniden inşa edildi. Bir konteynerin kapısı açıldığında, içeride kaygıyla karışık bir direnç vardı. Çocuklar dar alanlarda oyunlar uydurdu, esnaf küçücük dükkânlarda büyük bir sabırla tezgâh açtı, insanlar “normal” hayatı yeniden kurabilmenin yollarını aradı.
Malatya halkı bugüne kadar büyük bir direnç ve birliktelik sergiledi. Şimdi aynı ruhu, şehrin geleceğini daha güçlü inşa etmek için göstermek gerekiyor. Konteynerlerin kaldırılmasıyla birlikte Malatya’nın çehresi değişecek; düzenli, güvenli ve yaşanabilir bir şehir vizyonu daha görünür hale gelecek.
Kısacası, konteynerlerin kaldırılması bir son değil, yeni bir başlangıç ve Malatya’nın yarınları için atılan bu adım, geçmişin acılarını unutturmadan geleceğe umutla bakmanın en somut göstergesi olacak.
Elbette bu süreç sancısız olmayacak. Yıllarını konteynerde geçiren bir esnaf için orası sadece bir dükkân değildi; hayata tutunduğu son daldı. Sabah kepenk yerine kapı açan, dar alanda müşteri ağırlayan, zorluklara rağmen ayakta kalmayı başaran insanlar var. Vatandaş için de öyle… Alışkanlıklar, komşuluklar, gündelik hayat bu alanlarda şekillendi. Bu yüzden konteynerlerin kaldırılması sadece fiziksel bir değişim değil, duygusal bir kopuş anlamına da geliyor.
Konteynerlerin kaldırılması, aynı zamanda şehir estetiği, güvenlik ve düzen açısından da kaçınılmaz bir gerekliliktir ve daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha modern bir Malatya hedefleniyorsa, bu dönüşüm ertelenemez.
Bu sürecin başarısı yalnızca betonla, projeyle, planla ölçülmez. Asıl ölçüt, insanın bu dönüşümde kendini ne kadar güvende ve değerli hissettiğidir. Yetkililerin süreci şeffaf, adil ve kapsayıcı yürütmesi; esnafın ve vatandaşın yalnız bırakılmaması hayati önem taşıyor. Çünkü dayanışma, Malatya’nın deprem sonrası en güçlü refleksi oldu.
Konteynerlerin ardından boşalan alanlar sadece fiziksel boşluklar değil; yeni umutlara, yeni başlangıçlara açılan alanlar olacak.
Kısacası, konteynerlerin kaldırılması bir veda değil; yeni bir başlangıçtır. Malatya için yalnızca fiziki bir değişim değil; dayanışmayla ayağa kalkan bir şehrin kalıcı hayata geçişinin simgesidir.