Mir Murat Demir

HER İKİ CİHAN DA MUTLULUK!

Mir Murat Demir

Ne yapıyoruz?
Bilgimiz yok, deneyim sahibi de değiliz.
Gözlem yapmadan, anlamadan, algılamadan, meseleye vakıf olup sindirmeden, rasyonel bir bakış açısına sahip olmadan;
Ya savunucusu oluyoruz ya da eleştiriyoruz.
Neden? Tembellik, uyuşukluğu öylesine iliştirmişiz ki yaşam şeklimize, bende bir şeyler söyleyeyim diye uğraş girdabına dalıyoruz..
Oysa şu aforizma dahi asırlar öncesinden günümüze ulaşan muazzam bir tespit, saptama, öneri;
Konuşmasını biliyorsan söyle ilham alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar…
İnsanımızın pek çok şeyin farkına varamıyor, farkına varamaması, farkında olmaması da küçük bir zümrenin çokça işine geliyor. Bahis konusu o küçük zümre mensupları meseleyi çözmüşler ki, ekseriyeti oluşturan insan yığınına öteki dünya saadeti, öbür dünyadan cenneti öneriyorlar. Hayır, sadece öneri seviyesinde kalmıyor, daha analitik hesaplar yapılsa bu uğurda milyarlar harcanıyor. Harcanıyor ki kendi saltanatları bozulmasın, ekseri olan insan yığını avunarak, öteki dünya saadetini arzulayarak bir ot gibi yaşasın ölsün.
Bilimsel çalışmalara katkısı yok, sanatsal çalışmalara katkısı yok, medeni bir toplum oluşumuna katkısı ve desteği yok, akabinde mutlu değil, insanların mutlu yaşaması için bir desteği, katkısı olmadığı gibi böyle bir hedefi de hiç olmamış. İnsan önünde milyarlarca somut kanıt varken neden böylesi bir yanılgıya düşer? Tembellik, aymazlık, sorumsuzluk, soyuta inanmak, tapmak, sonsuz yaşamın devamına inanıp medet ummak fikri benimsetilmiş bir kere. 
İnsan yaratılışı itibarıyla somut olarak sahip olduğu, hedeflediği, ulaşmaya çalıştığı her somut için her meta ya da varlık için zaman içerisinde arzusunu da motivasyonunu da kaybeder. İnsan doğaldır ki somut ötesi soyut silsilesinde inandığı, beyninin ve yüreğinin yatkınlığıyla bir ulaşma, sığınma alanı oluşturur. Bu alanı oluşturmak dahi efor gerektirir, bilgi, deneyim, çokça düşünme farkındalık, anlama, algılama, bildikleri arasında sağlam bağlar kurma, ilişkileri ve etkileşimlerini öğrenip bilmeyi gerektirir. Zordur, zorluğu olduğundan insan ekseriyetle tuzağa düşer, düşünmez, kurnazca düşünen ve hayata dair insana dair sözler eden kurnaz kişilerin anlatımlarını dinler ve ezberler. Ne yazık ki o andan itibaren kendisini de düşüncelerini de yeniliğe ve yeniliğe kapamıştır, düşünme ve yeni keşfetmeleri bitmiştir. Ezberleriyle yaratılışında sahip olduğu aklı kullanmadan yaşam süresini tamamlar ve ölür. İnsanın insan farklılığını keşfetmesi ve bu keşfetme yolculuğu devam ederken mutlu olması insanların mutluluğuna katkı vermesi, katkı sunması, dünyasını da sonrasını da daha anlamlı kılar ki, anlamak gerek.

Yazarın Diğer Yazıları