OYSA O İNSAN!
Mir Murat Demir
Nasrettin hoca eşeğine verdiği samana zam gelince buna bir çare arar, ne etsem ne eylesem diye düşünürken eşeğine günde bir balya saman yerine yarım balya saman vermeye karar verir.
Böylece masraflarını düşürecektir.
Biraz zaman geçer, bakar ki eşekte bir değişiklik yok, aynı şekilde çalışmaya devam ediyor..
Hoca biraz daha hesap kitap yapar ve eşeğe yedirdiği yarım balyayı da yarıya indirir.
Bakar eşek yine bir şey yokmuş gibi çalışmaya devam ediyor, eşek bildiği eşek çıt çıkarmıyor, ertesi günlerde de verdiğinin yarısını verir, eşek çalışmaya devam eder.
Hoca, hesaba kitaba oturduğunda “geçmişte bu eşeğe ne kadar da masraf ediyormuşum” diye iç geçirir.
Derken bir sabah kalkar bakar ki eşek hakkın rahmetine kavuşmuş. Hoca hüzünlenir, ölü eşeğinin başında “tüh, biraz daha dayansaydın sana aç karnına çalışmayı da öğretecektim” der.
..
Doğrudur, hayvan diye üst başlıkta tanımladığımız yaratılmışların tümü karnını doğurduğun sürece, suyuna ulaşabildiği sürece yaşar, hayatta kalırlar. İnsan ki hayvan nesli ile çokça benzerliği olsa da ilgisizdir, alakasızdır. İnsanın karnını doyurmak, suyunu verip beslemek yetmez. İnsan yaratılış itibarıyla çokça şeye muhtaçtır. İnsanın yaşamını sürdürmesi için, idamesi için karnını doyurup su içmesi dışında da mutlu olmaya, yaşayacağı günlere dair umutlu olmaya ve yaşadığı coğrafya da güven içinde olmaya ihtiyaç duyar. İnsan sadece tüketici değil üreticidir de, beden gücünü kullanıp üretim faaliyetlerinde bulunabileceği gibi beyin gücünü de kullanıp üretim, gelişim faaliyetlerinin içerisinde olmak ister. Rasyonel bir döngünün içerisinde olmayan, olamayan insanlar yaşama zevkini de, azmini de kaybeder. İnsan aç kaldığında, çokça süre aç kaldığında ölüme karşı direnç gösterir de, kendisini hayata bağlayan temel unsurları kaybettiğinde yaşamak hazzını kaybeder. Yaşamak hazzı kaybolan insan hayvanlaşır, baskı ve dayatmalarla bedensel üretimi devam etse dahi beyinsel üretimi sona erer, hayatta olmak da yaşamak da manasını yitirmiştir.