Said Yalçın

Basında Duruş, Toplumda Sorumluluk

Said Yalçın

Bir insan doğru olacak… Dimdik duracak…
Çünkü basın, sadece haber yapan bir meslek değil; topluma yön veren, ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur. Basın, toplumun aynasıdır. Ayna kirliyse görüntü de kirlenir, hakikat de yara alır.

Bundan 15-20 yıl önce Malatya’da basın denildiğinde akla saygı, nezaket ve mesleki duruş gelirdi. Haydar Karaduman başkanlığındaki Gazeteciler Cemiyeti, neredeyse herkesin takdir ettiği, ortak bir çatıyı temsil eden güçlü bir yapıydı. Siyasi görüşü, dünya görüşü, sosyal konumu ne olursa olsun, herkesin üzerinde uzlaştığı bir “basın temsilciliği” vardı. Haydar abimizi son yolculuğuna uğurladıktan sonra ise ne yazık ki tablo giderek bozuldu.

Bugün geldiğimiz noktada, basın mesleğinin itibarını zedeleyen bir dağınıklık ve denetimsizlik söz konusu. Cemiyetlerin çoğalması, birliktelik üretmek yerine ayrışmayı büyütüyor. Daha da vahimi, basın kimliği, gazetesi, internet sitesi, kurumsal bir yapısı olmadan yalnızca sosyal medya üzerinden “basın” iddiasında bulunan kişilerin ortaya çıkmasıdır. Bu kişiler, çoğu zaman toplantılarda çekilmiş fotoğrafları alıp bağlamından kopararak paylaşmakta, basın mensuplarını, yerel yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarını hedef alan, hakaret içeren, itibarsızlaştırıcı bir dil kullanmaktadır.

Bu tablo, ne basına yakışır ne Malatya’ya.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde belediyelerimizin “birlik ve beraberlik” vurgusuyla tüm basın mensuplarını bir araya getirmesi çok kıymetlidir. Çünkü basın mensuplarının derdi yemek ya da hediye değildir. O gün, bizim günümüzdür. Davete icabet etmek bir nezaket, bir kültür, hatta inancımızda bir sünnettir. Bizler oraya saygıyla, heyecanla, meslek onurumuzla gideriz.

Ancak toplantılar daha bitmeden sosyal medyada başlayan linç dili, hakaret içeren paylaşımlar, basın camiasını hedef alan söylemler; mesleğimizin itibarına açık bir saldırıdır. Bu yalnızca basına değil, Malatya’nın ortak değerlerine yönelmiş bir saldırıdır.

6 Şubat depremlerinden sonra Malatya’nın en çok ihtiyaç duyduğu şey, birlik ve beraberliktir. Acıyı paylaşmak, yarayı birlikte sarmak, yeniden ayağa kalkmak için kenetlenmek zorundayız. Fakat bazı çevreler, bu hassas ortamda sorumluluk almak yerine ayrıştırıcı, kışkırtıcı ve yıkıcı bir dil kullanmaktadır. Bu, ifade özgürlüğü değildir. Bu, sorumsuzluktur.

Sosyal medya, doğru kullanıldığında büyük bir nimettir; yanlış kullanıldığında ise büyük bir fitne aracına dönüşür. Hukuki boşlukların ve denetimsizliğin verdiği rahatlıkla hareket eden bu anlayış, toplumsal huzuru zedelemektedir. Eleştiri başka bir şeydir, hakaret ve iftira başka bir şeydir. Eleştiri yol gösterir, hakaret ise zehirler.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da şudur:
Toplumsal sorunları kişisel hakaretlere, aşağılamalara ya da sağlık üzerinden yapılan yakışıksız ithamlara indirgemek doğru değildir. Sorunumuz kişilerden ziyade, sorumsuzluk kültürüdür. Çözüm ise daha fazla öfke değil, daha fazla hukuk, ahlak ve denetimdir.

Bu noktada mülki idare amirlerimize, yerel yöneticilerimize ve sivil toplum kuruluşlarımıza büyük görev düşmektedir. Sayın Valimiz Seddar Yavuz Bey’e, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Sami Er Bey’e ve tüm STK temsilcilerimize çağrım şudur:

Basın mesleğinin itibarını koruyacak, sosyal medyada sorumluluk bilincini artıracak adımlar atılmalıdır.
Basın kartı, basın mensubu tanımı, kurumsal yapı ve etik ilkeler daha net hale getirilmelidir.
Hakaret, tehdit ve itibarsızlaştırma içeren paylaşımlar karşısında sessiz kalınmamalıdır.

Çünkü sessizlik, kötülüğü cesaretlendirir.

Malatya, kadim bir kültüre sahiptir. Bu şehirde basın, her zaman vakarını ve duruşunu korumuştur. Bugün de koruyabilir. Yeter ki “ben” değil “biz” diyelim. Yeter ki basını bir çıkar aracı değil, bir emanet olarak görelim.

Unutmayalım:
Basın mensubu olmak, mikrofon taşımak değildir.
Basın mensubu olmak, klavye başında infaz yapmak değildir.
Basın mensubu olmak, ahlakla, adaletle ve sorumlulukla yürümektir.

Bir insan doğru olacak…
Dimdik duracak…
Çünkü eğrilen basın, toplumun omurgasını da eğer.

Yazarın Diğer Yazıları