Malatya’da 900’ü aşkın STK var. Rakam büyük, iddia büyük, beklenti ise daha da büyük…
Ama asıl soru şu: Bu kadar STK arasında hangileri gerçekten sahada, hangileri sadece tabelada?
STK; vitrin için değil, vicdan için vardır.
Fotoğraf vermek için değil, yük almak için kurulur.
Gündem olmak için değil, yaraya merhem olmak için konuşur.
Verimlilik, kaç paylaşım yaptığınla değil; kaç hayata dokunduğunla ölçülür.
Kaç toplantıya katıldığınla değil, kaç sorunu çözdüğünle anlam kazanır.
Himyaçder Başkanı Ece Budan, Malatya’nın “beyni” denilebilecek bir sorumlulukla hareket ediyor. Birleştirmek için varını yoğunu ortaya koyan, ayrıştırmadan, kutuplaştırmadan, sessiz ama kararlı bir mücadele veriyor. STK tanımının içini dolduran örneklerden biri.
Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı İhsan Akın, tarım ve hayvancılığın kan kaybettiği bir dönemde dik duran, sorunları eğip bükmeden dile getiren bir isim. Popülizm yapmadan, alkış peşinde koşmadan, “ben buradayım” demeden iş yapanlardan.
Yetimler Kervanı Derneği Başkanı İhsan Çolak ise basını sevmeyen ama mazlumu seven bir karakter. Reklamdan uzak, gösterişten uzak. Yetimlerle istişare eden, onların derdiyle dertlenen, STK ruhunu en saf haliyle yaşayanlardan.
MABİDAP Başkanı Doğan Dönmez ve yönetimi, Malatya’nın sorunlarını bağırarak değil, konuşarak çözme yolunu seçiyor. İstişare kültürünü merkeze alan bu anlayış, Yeşilyurt Kaymakamlığı Mütevelli Heyeti seçiminde kazanılan başarıyla da taçlandı. Bu, samimiyetin ve istikrarlı çalışmanın sonucudur.
Malatya Gençlik ve Eğitim Derneği Başkanı Ahmet Bayduz ise yerelde başladığı çalışmaları ulusal vizyona taşımış bir isim. Gençlik ve Eğitim Federasyonu Başkanlığı, kişisel bir makam değil, Malatya adına kazanılmış bir prestijdir. Eğitim ve gençlik alanında ortaya koyduğu duruş takdire şayandır.
DAİMFED cephesinde ise iş daha teknik ama sorumluluk daha ağırdır. Deprem gerçeğini iliklerine kadar yaşamış bir şehirde, “kentsel dönüşüm” ve “yerinde dönüşüm” kelimeleri slogan değil, hayati zorunluluktur. Malatya Şube Başkanı Kadircan Esen’in sanayi alanlarının ıslahı için esnafla birlikte hazırladığı proje, laf değil iş üreten STK anlayışının örneğidir.
Ve MAGİNDER…
İşte asıl tartışma burada başlıyor.
Salih Karademir “kimsenin arka bahçesi değiliz” diyor ama Malatya kamuoyunun kafası hâlâ karışık. Çünkü bir STK’nın kime hizmet ettiği net değilse, orada güven oluşmaz.
Hizmet Malatya’ya mı, kişisel hesaplara mı?
Mesele iş insanlarının sorunlarını dile getirmek mi, yoksa siyasetin arka koridorlarında pozisyon almak mı?
Seçimler yaklaşırken bu sorular daha da anlam kazanıyor.
“Malatya’ya hizmet için buradayız” cümlesi güzel ama artık yetmiyor.
Çünkü Malatya sözden yoruldu, icraat istiyor.
Netlik istiyor.
Tarafsızlık istiyor.
Samimiyet istiyor.
STK’lar siyaset üstü olmak zorundadır.
Ama bazı STK’lar, seçim dönemlerinde bir anda siyasetin tam ortasında belirir.
O zaman da şu soru sorulur:
“Bu dernek mi STK, yoksa siyasi hazırlık ofisi mi?”
Malatya’nın ihtiyacı;
poz veren değil, yük alan başkanlardır.
konuşan değil, çözen STK’lardır.
taraf olan değil, tarafsız kalan yapılardır.
Verimlilik; bütçeyle değil, duruşla ölçülür.
Başarı; makamla değil, vicdanla tartılır.
900 STK’nın olduğu bir şehirde, belki de sorun sayı çokluğu değil,
“niyetlerin berraklığıdır.”
Çünkü STK;
ne koltuk basamağıdır,
ne siyasi vitrin,
ne de güç gösterisi…
STK, halkın vicdanıdır.
Vicdan kirlenirse, geriye sadece tabela kalır.