Doç. Dr. Devrim Alkaya: Ortak Kültürel Hafıza Korunmalı

Bir Özbek kavununun tadı, iki coğrafya arasındaki tarihî ve kültürel yakınlığı yeniden gündeme getirdi. Doç. Dr. Devrim Alkaya, Anadolu ile Türkistan'ın ortak hafızasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması çağrısında bulundu.

Denizli'den Özbekistan'a uzanan kültürel benzerlikler; yerel yemeklerden halk ağızlarına, ahşap direkli camilerden geleneksel mimariye kadar pek çok alanda ortak hafızaya ışık tutuyor. Doç. Dr. Devrim Alkaya, kültürel mirasın bilimsel çalışmalarla belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti.

Türkistan ile Anadolu arasındaki kültürel bağlar, tarihî eserlerin yanı sıra günlük yaşamda varlığını sürdüren geleneklerde, yerel yemeklerde, halk ağızlarında ve mimari yapılarda da kendini gösteriyor. İnşaat yüksek mühendisi, tarımcı, kültürel miras ve ekoturizm uzmanı Doç. Dr. Devrim Alkaya, iki coğrafya arasındaki ortak kültürel izlere ilişkin gözlemlerini Merkezefendi Belediyesinin düzenlediği 2. Uluslararası Yerel Kültür Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen söyleşide paylaştı.

Denizli'den Özbekistan'a uzanan kültürel benzerlikleri değerlendiren Alkaya, Acıpayam'da tattığı bir Özbek kavununun kendisine çocukluğunu hatırlattığını belirtti. Bu deneyimin, Anadolu ile Türkistan arasındaki yakınlığın yalnızca tarihî belgelerde değil, gündelik yaşamın içinde de hissedilebildiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Yerel kültür, ortak geçmişin izlerini taşıyor

Anadolu'nun yerel ağızlarında kullanılan kelimeler, geleneksel yemekler ve yer adlarının ortak geçmişi araştırmak açısından önemli ipuçları sunduğunu belirten Alkaya, kültürel mirasın farklı alanlarda incelenmesi gerektiğine işaret etti.

Mimari yapıların da bu araştırmalarda önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Alkaya, Denizli'nin Acıpayam ilçesindeki Yazır Camii ile Özbekistan'ın Hive kentindeki tarihî Cuma Camii arasındaki benzerliklere dikkat çekti. Ahşap direkli camilerin Orta Asya ve Anadolu mimarisi arasındaki ilişkileri anlamak bakımından önemli örnekler olduğunu belirten Alkaya, bu benzerliklerin tarihî bağların kesin kanıtı olarak değerlendirilmemesi, bilimsel araştırmalarla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Türkistan'ın bilim ve düşünce mirası

Türkistan'ın dünya düşünce tarihine önemli katkılar sunan bir coğrafya olduğuna dikkat çeken Alkaya, Mtürîdî, Buhrî, Hrizmî ve İbn Sîn gibi isimlerin bu birikimin önemli temsilcileri arasında yer aldığını belirtti.

Bu tarihî ve düşünsel mirasın Anadolu'nun sanatında, inanç dünyasında ve sözlü kültüründe farklı biçimlerde yaşamayı sürdürdüğünü kaydeden Alkaya, kültürel bağların yalnızca tarihî şahsiyetler ve anıtsal yapılar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

'Kültürel miras gelecek kuşaklara aktarılmalı'

Kültürel mirasın bir kilimin motifinde, bir türkünün ezgisinde, geleneksel yemeklerde ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneklerde de yaşadığına işaret eden Alkaya, yerel değerlerin korunmasının önemini dile getirdi.

Ortak kültürel hafızanın yalnızca geçmişle gurur duyulan bir alan olarak görülmemesi gerektiğini belirten Alkaya, bu mirasın bilimsel çalışmalarla belgelenmesi, yerel değerlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti.

Türkistan ile Anadolu arasındaki kültürel bağların doğru anlaşılmasının, geçmişten kalan izlerin özenle araştırılması ve bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Alkaya, kültürel mirasın korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu ortaya koydu.

Bülten

Bakmadan Geçme