Tuncel'den dikkat çeken değerlendirme: Dünya çok kutuplu düzene ilerliyor
Körfez'deki savaşın bölgesel ve küresel güç dengelerini değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Gökhan Tuncel, Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle gelişmelerin dışında kalamayacağını vurguladı. Tuncel, komşu ülkelerle istikrarlı ve sürdürülebilir barışın önemine dikkat çekti.
Körfez'deki savaşın enerji krizi üzerinden en fazla Avrupa'yı etkilediğini belirten Prof. Dr. Gökhan Tuncel, uluslararası sistemde yeni bölgesel güçlerin ortaya çıkacağını ifade ederek, Türkiye'nin jeopolitik konumu gereği bölgede aktif politika izlemesi gerektiğini vurguladı.
İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Tuncel, Körfez'deki savaşın enerji dengelerine, uluslararası ilişkilere ve bölgesel güç mücadelelerinin etkilerine ilişkin İLKHA muhabirine önemli değerlendirmelerde bulundu.
"Enerji sorunu en fazla Avrupa'yı etkiledi"
Körfez'deki enerji aksaklıklarından en az etkilenen ülkelerin Çin ve ABD olduğunu belirten Tuncel, en büyük zararı Avrupa'nın gördüğünü ifade ederek, "Şu ana kadar aslında bu Körfez'deki enerji aksaklığından en az etkilenen ülkelerin başında Çin ile Amerika geliyor. Onlar kendilerini hazırlamıştı. Özellikle Venezuela ile beraber düşündüğümüzde daha büyük bir olumsuz etkisi var ama sadece buradan kaynaklanmıyor. Aslında buradaki enerji sorunu en fazla Avrupa'yı vurdu. Avrupa bu anlamda çok büyük sorunlar yaşamaya başladı. Avrupa çok büyük sorunlar yaşamaya başlayınca yeni arayışlar içerisine girdi. Bu Körfez'deki savaş, belki Amerika ile Avrupa arasındaki gerilimi farklı bir yere evirebilir. NATO yeniden farklı tarzda tartışılan bir kuruluş haline geldi." dedi.
ABD'nin Körfez'deki savaşta hedeflerine ulaşamadığını dile getiren Tuncel, "Amerika Birleşik Devletleri, Körfez'deki savaşta kendi istediklerini elde edemedi. Bugüne kadar kendi enerji kaynaklarını bulduğu için bu süreci yürütüyor ama tabii sürdürülebilir bir şey değil. İran'ı kısa süre içerisinde işgal edebileceklerini, daha doğrusu rejimi değiştirebileceklerini düşünüyorlardı ama öyle olmadı. Körfez'de Yemen'le beraber farklı bir evreye girdiler. Çünkü alternatif geçiş güzergahlarında da sorun yaşanmaya başladı. Amerika istediğini elde edemedi ama bu süreçte en büyük zararı Avrupa gördü. Türkiye de kısmen buradan olumsuz etkilendi." ifadelerini kullandı.
"Avrupa alternatif bir politika izleyemedi"
Uluslararası sistemde ülkelerin ABD'nin politikalarına bağlı kalmasının sorunlara yol açtığını belirten Tuncel, Avrupa'nın yaşadığı kayıplara rağmen alternatif bir politika geliştiremediğini kaydederek, "Böyle bir açmazla karşı karşıya uluslararası sistem. Sistemin aktörleri sadece Amerika'nın yaptığı planlara bağlı kalıyor. Öyle olunca da herkesin önceliği ve önem verdiği politikalar farklı, sorunlar farklı. Avrupa bu anlamda etkisiz eleman gibi görülmeye başlandı. Çok büyük zarar olmasına rağmen Körfez'e müdahalede, İran'a müdahalede İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa Amerika'nın istediklerini tam olarak yerine getirmedi. Ama alternatif bir politika da izleyemedi. Ondan dolayı da şu andaki süreç Avrupa'nın aleyhine işliyor." diye konuştu.
"Yeni bölgesel güçler ortaya çıkacak"
Soğuk Savaş dönemindeki iki kutuplu sistemin yerini yeni güç dengelerinin almaya başladığını belirten Tuncel, gelecekte bölgesel güçlerin ve yeni işbirliklerinin öne çıkacağını ifade ederek, "Geçmiş dönemde, Soğuk Savaş döneminde iki kutup vardı. Bir de bağlantısızlar vardı. Şimdi kutuplar değişmeye başladı. Evet, hâlâ kutup arayışları var ama bölgesel güçler de var. Şanghay İşbirliği Örgütü bir taraftan güçlü bir yapı olarak ortaya çıkmaya çalışıyor. Diğer taraftan Avrupa'nın içerisinde yeni arayışlar var. NATO'nun yeniden konumlanması ya da koordine edilmesi söz konusu. Bir taraftan da Türkiye'nin içinde bulunduğu ülkeler arasında Mekke Antlaşması'yla ortaya çıkan bir yapı var. Bununla ilgili gelecekte çok daha farklı şeyler tartışabiliriz. Çünkü yapının nasıl oluşacağını görmemiz lazım." dedi.
Söz konusu oluşumun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tuncel, "Bir taraftan iyi bir potansiyel taşıyor diyoruz. Ama diğer taraftan acaba İran karşısında, sadece Şiilere karşı konumlanmış bir yapı olarak mı kuruldu? Bir de böyle bir endişe var. İki tarafı da haklı olarak düşünmemiz gerekiyor. Söyledikleri düşünceleri ele almamız ve araştırmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"Dünya çok kutuplu bir yapıya doğru ilerliyor"
Dünyanın yeni bir güç dengesi dönemine girdiğini belirten Tuncel, "Dünyada çok farklı kutuplar ortaya çıkıyor. Eskisi gibi tek kutuplu, iki kutuplu bir yapıdan değil, çok kutuplu bir yapıdan bahsedeceğiz. İnsan tarihi ve insan ömrü için 10 yıllar, 20 yıllar çok uzun görünüyor ama özellikle devletler ve siyasal yapılar için çok uzun yıllar değil. Bundan sonraki süreçte muhtemelen yeni bölgesel güçler ortaya çıkacak. Bu bölgesel güçlerde tek başına bir ülkenin, bir devletin etkili olmasını beklemiyoruz. Mutlaka işbirlikleri, ortaklıklar olacak. Uluslararası ilişkilerde yeni yapılar ortaya çıkacak." şeklinde konuştu.
"Türkiye bölgede aktif olmak zorunda"
Türkiye'nin jeopolitik konumu ve tarihsel geçmişi nedeniyle bölgede aktif politika izlemesi gerektiğini vurgulayan Tuncel, "Türkiye nihayetinde içinde bulunduğu jeopolitik konum ve tarihsel geçmiş itibarıyla bu bölgede aktif olmak zorunda. Kendi hâline bıraksa bile süreç içerisinde kendisine zarar verecek birçok olay meydana geliyor. Onun için aktif olması, proaktif olması gerekiyor. Bu bağlamda özellikle komşularıyla bir şekilde istikrarlı ve sürdürülebilir bir barış ortamı ortaya koymak zorunda." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin komşu ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye çalıştığını belirten Tuncel, "Bir taraftan Suriye'yle, İran'la, Irak'la, hatta Ermenistan'la ve Azerbaycan'la güçlü bir ilişki kuruyor. Böyle bir durum var ama diğer taraftan uluslararası sistemdeki gelişmeler yeni gerilim alanları oluşturuyor." dedi.
"Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde israil etkili olacak"
İşgal rejiminin bölgedeki politikalarının Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini etkilediğini vurgulayan Tuncel, özellikle Yunanistan'la ilişkilerde yeni gerilimlerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek, "israil, bizim şu anda Yunanistan'la olan ilişkimizin bozulması için bir süreç yürütüyor. Doğu Akdeniz'de silah konumlandırması yapıyor. Kıbrıs'a ve adalara silahlar getiriyor, buraları gerilim alanına dönüştürüyor. Muhtemelen bundan sonraki süreçte Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin en belirleyici aktörlerinden biri de israil olacak. Öyle görünüyor." değerlendirmesinde bulundu.
"israil Türkiye'yi de güçsüz bir hâlde bırakmak istiyor"
İşgal rejiminin Türkiye'ye yönelik politikalarının bölgesel güç dengelerini etkilemeyi amaçladığını belirten Tuncel, "israil, Türkiye ile olan ilişkisini gerilim dolu bir politikayla yürütmek istiyor. Çünkü etrafında kendisi için tehdit olabilecek devletleri tek tek elemine etmeye çalışıyor. İran müdahalesini bu bağlamda düşünebiliriz. Türkiye'yi de bu anlamda güçsüz bir hâlde bırakmak istiyor. Bunu savaşla yapmak istiyor, etrafını çevreleyerek yapmak istiyor, uluslararası politikayla yapmak istiyor. Bir şekilde bunun arayışı var." ifadelerini kullandı.
İşgal rejiminin politikalarının Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerine yansıdığını belirten Tuncel, "Bu durum bizim komşularımızla olan ilişkilerimizi, özellikle Yunanistan'la olan ilişkilerimizi zedeliyor. Uzun süredir aslında Yunanistan'la olan ilişkilerimizde iyi bir ivme yakalanmıştı ama son dönemlerde İsrail'in devreye girmesiyle yeni bir süreç başlamış oldu." diye konuştu. (İLKHA)
Bakmadan Geçme