• Haberler
  • Gündem
  • Kamu Sendikacılığında Parçalanma Tartışması: Kazancıoğlu'ndan Birlik Çağrısı

Kamu Sendikacılığında Parçalanma Tartışması: Kazancıoğlu'ndan Birlik Çağrısı

Kamu Sendikacılığında Parçalanma Tartışması: Kazancıoğlu'ndan Birlik Çağrısı

Türk Haber-Sen Genel Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yücel Kazancıoğlu, kamu sendikacılığında yaşanan parçalanmaya dikkat çekerek sendika sayısının artmasının çalışanların ortak mücadele gücünü zayıflatabileceğini söyledi. Kazancıoğlu, “Bizim ihtiyacımız daha fazla tabela değil, daha güçlü teşkilatlardır” ifadelerini kullandı.

Türk Haber-Sen Genel Başkanı, Türkiye Kamu-Sen Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yücel Kazancıoğlu, kamu sendikacılığının mevcut yapısı ve sendikal örgütlenme konusunda değerlendirmelerde bulundu. Sendika kurmanın demokratik bir hak ve örgütlenme özgürlüğünün temel unsurlarından biri olduğunu belirten Kazancıoğlu, sendika kurmakla çalışanları temsil edebilecek güçlü bir örgütlü yapıya sahip olmanın birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Kamu sendikacılığında sendika sayısındaki artışla birlikte yaşanan parçalanmanın önemli bir sorun haline geldiğini ifade eden Kazancıoğlu, her meslek, unvan veya kurum adına ayrı sendikaların kurulmasının başlangıçta çoğulculuk olarak değerlendirilebileceğini ancak zaman içerisinde çalışanların ortak mücadele gücünü zayıflatabileceğini dile getirdi.

Kamu çalışanlarının sorunları ortak

Kamu çalışanlarının karşı karşıya olduğu temel sorunların büyük ölçüde ortak olduğuna dikkat çeken Kazancıoğlu, ücret adaletsizliği, vergi yükü, emeklilik, ek gösterge, iş güvencesi, liyakat, görevde yükselme ve sosyal hakların bütün kamu çalışanlarını ilgilendirdiğini belirtti.

Bu sorunların çözümü için ortak hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Kazancıoğlu, güçlü bir sendikal mücadelenin ancak ortak irade ve dayanışmayla mümkün olabileceğini ifade etti.

İşçi sendikacılığında toplu sözleşme yetkisi için belirli temsil şartlarının aranmasını ve siyasi sistemde temsil barajlarının bulunmasını örnek gösteren Kazancıoğlu, örgütlenme hakkı ile temsil ve yetki kavramlarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Sendikacılık tabela asmak değildir”

4688 sayılı Kanun kapsamında bir sendika şubesinin kurulabilmesi için dahi 400 üyelik şartının bulunduğunu hatırlatan Kazancıoğlu, Türkiye genelindeki toplam üye sayısı bir şube oluşturacak seviyeye ulaşmayan sendikal yapıların kamu çalışanlarının hak mücadelesinde ne kadar etkili olabileceğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Bu değerlendirmelerin sendika kurma özgürlüğünü sınırlandırmak amacı taşımadığını vurgulayan Kazancıoğlu, asıl hedefin sendikal hareketin daha güçlü, etkili ve sonuç alabilecek bir yapıya kavuşması olduğunu ifade etti.

Mesleklerin ve kurumların kendilerine özgü sorunlarının bulunduğunu ve bu sorunların mutlaka takip edilmesi gerektiğini belirten Kazancıoğlu, sendikacılığın yalnızca belirli bir mesleğin, unvanın veya kurumun sınırları içerisinde yürütülmesinin büyük mücadeleyi küçük alanlara böldüğünü kaydetti.

Sendikacılığın yalnızca sendika kurmak veya tabela asmakla sınırlı olmadığını dile getiren Kazancıoğlu, gerçek sendikacılığın üyelik, teşkilatlanma, sahada bulunma, ortak irade oluşturma, mücadele etme ve sonuç alma süreçlerinden oluştuğunu ifade etti.

“Sendikal mücadele bölündükçe zayıflar”

Çalışanların örgütlü gücünün parçalanmasının toplu pazarlık gücünü de zayıflattığını belirten Kazancıoğlu, kamu sendikacılığının geleceğinde sendikal özgürlüğün korunmasıyla birlikte gerçek temsil gücünü ve güçlü teşkilatlanmayı esas alan bir anlayışın geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamasının sonunda sendikal dayanışmanın önemine dikkat çeken Kazancıoğlu, değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:

“Bizim ihtiyacımız daha fazla tabela değil, daha güçlü teşkilatlardır. Daha fazla ayrışma değil, daha güçlü dayanışmadır. Sendikal mücadele bölündükçe zayıflar, birleştikçe güçlenir.”

Bakmadan Geçme