Malatya denildiğinde akla ilk gelen elbette kayısıdır. Ancak bu kadim şehrin sahip olduğu zenginlik yalnızca kayısıyla sınırlı değildir. Binlerce yıllık tarihi, doğal güzellikleri, kültürel mirası ve gastronomisiyle Malatya, aslında Türkiye'nin en önemli turizm şehirlerinden biri olmaya adaydır.
Peki öyleyse neden hak ettiği noktada değil?
Bu soruya verilecek çok sayıda cevap var. Tanıtım eksikliği, deprem sonrası yaşanan sıkıntılar, altyapı sorunları... Bunların hepsi doğrudur. Ancak sahada çalışan tur şirketleri ve turist rehberleriyle konuştuğunuzda, hemen hepsinin üzerinde birleştiği ortak bir konu var: yüksek maliyetler.
Bugün Türkiye'nin birçok ilinden Malatya'ya kültür turları düzenleniyor. Tur otobüsleri Arslantepe'yi görmek, Battalgazi'nin tarihini keşfetmek, Darende'nin manevi atmosferini yaşamak ve Malatya'nın eşsiz mutfağını tatmak için yola çıkıyor. Ancak iş, konaklamaya ve yeme-içmeye geldiğinde birçok organizasyon geri adım atıyor.
Tur şirketleri bir program hazırlarken onlarca kalemi hesaplamak zorunda. Otel fiyatları, restoran ücretleri, ulaşım giderleri, rehberlik hizmetleri... Bir şehirde maliyet yükseldiğinde, tur rotası da değişiyor. Bunun adı tercih değil, zorunluluktur.
Sonuçta ne oluyor?
Malatya, gece konaklanan bir şehir olmaktan çıkıyor; birkaç saat uğranıp geçilen bir durak hâline geliyor.
Oysa turizm sadece müze gezmek değildir. Turizm, şehir ekonomisinin can damarıdır.
Bir turist otelde kalırsa otel kazanır. Restoranda yemek yerse lokanta kazanır. Çarşıdan alışveriş yaparsa esnaf kazanır. Taksiye binerse şoför kazanır. Hediyelik eşya alırsa üretici kazanır. Kısacası turizm, onlarca sektörün aynı anda nefes almasını sağlayan bir ekonomik güçtür.
Ne yazık ki bugün bu ekonomik hareketliliğin önemli bir bölümü Malatya yerine çevre illere kayıyor.
Turist rehberlerinden sıkça duyulan bir cümle var:
"Keşke Malatya'da konaklayabilsek ama maliyetler programı zorluyor."
Bu cümle aslında hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir gerçeği anlatıyor.
Çünkü kaybedilen yalnızca bir otel rezervasyonu değildir, kaybedilen, şehrin ekonomisine girecek binlerce liradır.
Kaybedilen, esnafın yapacağı satışlardır. Kaybedilen, Malatya'nın tanıtımıdır. Kaybedilen, belki de bir sonraki ziyaretçinin gelme ihtimalidir.
Turizmde rekabet artık sadece tarihi eserlerle yapılmıyor. Hizmet kalitesi, fiyat dengesi, ulaşım kolaylığı ve misafir memnuniyeti en az tarihi miras kadar önem taşıyor.
Bugün birçok şehir bunu başardı. Tur şirketlerine özel anlaşmalar yapıyorlar. Konaklama işletmeleri grup indirimleri sunuyor. Restoranlar tur menüleri hazırlıyor. Yerel yönetimler turizmi destekleyen projeler geliştiriyor. Sonuçta kazanan sadece işletmeler değil, bütün şehir oluyor.
Malatya'nın da artık bu anlayışı benimsemesi gerekiyor. Deprem sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehir için turizm, sadece kültürel bir faaliyet değil, ekonomik bir kalkınma aracıdır. Bu nedenle turizmi günübirlik kazanç hesabıyla değil, uzun vadeli bir yatırım olarak görmek zorundayız.
Belki bugün oda fiyatında yapılacak makul bir indirim, yarın yüzlerce yeni ziyaretçinin kapısını aralayacaktır.
Belki bugün hazırlanacak uygun fiyatlı bir tur menüsü, onlarca otobüsün rotasını yeniden Malatya'ya çevirecektir.
Belki de bugün kurulacak ortak bir turizm masası, yıllardır çözülemeyen sorunların önünü açacaktır. Çünkü turizm, tek başına otellerin ya da restoranların işi değildir. Bu şehirin ortak meselesidir.
Valilikten belediyelere, ticaret ve sanayi odalarından turizm işletmelerine, esnaftan seyahat acentelerine kadar herkes aynı hedefte buluşmalıdır. Amaç, daha pahalı hizmet sunmak değil; daha fazla ziyaretçi ağırlamak olmalıdır.
Unutmayalım ki bir turist sadece bir gününü değil, şehrin geleceğine dair bir izlenimini de bırakır. Memnun ayrılan bir ziyaretçi, Malatya'nın en etkili tanıtım elçisidir. Memnun ayrılmayan ise onlarca kişiye olumsuz deneyimini anlatır.
İşte bu yüzden turizmde asıl mesele fiyat değil, dengeyi kurabilmektir. Malatya'nın tarihi de var, doğası da var, kültürü de var, mutfağı da var. Eksik olan, bu değerleri doğru bir turizm anlayışıyla buluşturabilmek.
Umarız ki bir gün tur otobüsleri Malatya'dan aceleyle ayrılan değil, burada birkaç gün geçirmeyi planlayan misafirlerle dolar.
Çünkü bu şehir, buna fazlasıyla layık.