BUĞU İLE ŞINGIRTI ÇATIŞIRSA!
Mir Murat Demir
Çatışırsa diye bitirdim de yazı başlığını ama aldanmayın, uzun yıllar oldu zati çatışıyoruz, çatışıyorlar. Bildiğiniz üzere teknoloji çağıdır yaşadığımız. Sahip olamadığımız, maliki olmadığımız, tadıp, bakıp, dinleyip, görüp, dokunamadığımız ne varsa, varlıklarından haberdar olup iç geçiriyoruz. Öyle ya, dijital medya ve yazılı basın yoluyla ne varsa gösterilip duyuruluyor da sahiplenmek ekseriyetle çok zor ekseriyetimiz için. Karışık mı oldu anlattıklarım, mecaz, dokundurma derken karışık diye düşünmekte de haklısınız, filozof olarak kabul ettiğim Nasrettin hoca anekdotunu okuyalım..
*
Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıktı.
Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de zavallımı zavallı, fakir adamın biriydi..
Aşçı:
- Hocam, ben bu adamdan davacıyım.!
Dükkânın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından yemeğin buğusu çıkıyordu. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Yiye yiye koca bir somunu bitirdi. Ondan yediği fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra, fakire döndü:
- Doğru mu bunlar?
- Evet, doğrudur hocam.
- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
Zavallı adamcağız kadı efendiye karşı gelemedi, içinde üç beş akçe bulunan para kesesini uzattı.
Hoca bu sefer aşçıyı çağırdı yanına, keseyi aşçının kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başladı.
Sonra da:
- Haydi, aldın işte alacağını.
Aşçı şaşkınlıkla sordu:
- Nasıl olur? Paramı vermediniz henüz.
Hoca cevap verdi:
- Fazla uzatma! Yemeğin buğusunu satan, akçenin de sesini alır.
*
Tahminim odur ki uzun süredir ekseriyetimizin yaşam şekli yeterliliği buğu ve şıngırtı gibi yaklaşım ve avutmalarla, yıllar yılı geçmesine rağmen vaat ve hayal kurmakla geçiyor. Hayal kurmak elbette en muazzam insan faaliyetlerimizden biridir. Hayal kurmak yetisi zati her birimizde mevcut bir yeti iken himmet olarak veriliyor, sunuluyor, anlatılıyor değil mi? İnsan olarak kısacık yaşam süremiz içerisinde hayal kuralım, hayal kurmaktan hiç uzak kalmayalım da, nefis sahibi yaratılanlar olarak yemek, dokunmak, duymak, koklamak da muktedir olduklarımızdan olmalıdır.