Malatya'nın Arguvan ilçesinden yola çıkarak dünya tıp tarihine adını yazdıran bir bilim insanının hikâyesi…
Bazı başarılar vardır, yalnızca sahibini değil, doğduğu şehri, yetiştiği toprakları ve temsil ettiği ülkeyi de gururlandırır. Bazı insanlar vardır ki mesleklerini yalnızca bir iş olarak görmez; hayatlarını başka insanların hayatlarına dokunmaya adarlar. Onların başarıları diplomalarla, unvanlarla, makamlarla ölçülemez. Çünkü geride bıraktıkları en büyük eser, yeniden hayata tutunan insanlardır.
İşte Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın hikâyesi tam da böyle bir hikâyedir.
Malatya'nın Arguvan ilçesinde başlayan bir hayatın, bugün dünya tıp dünyasında konuşulan başarılara uzanması elbette tesadüf değildir. Bu hikâyenin arkasında yılların emeği, bilime adanmış bir ömür, büyük bir sorumluluk duygusu ve insan hayatını her şeyin üzerinde tutan bir anlayış vardır.
Bugün Malatya denildiğinde akla yalnızca kayısı, tarih, kültür ve misafirperverlik gelmiyor. Artık bu şehrin adını dünya sağlık camiasına taşıyan önemli bir bilimsel başarıdan da söz ediyoruz. Bu başarının merkezinde ise Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve onunla birlikte aynı amaç için çalışan büyük bir sağlık ekibi bulunuyor.
Bir hayalin peşinden giderek kurulan büyük bir başarı
Sezai Yılmaz'ın hayat yolculuğuna baktığımızda, karşımıza yalnızca başarılı bir cerrahın özgeçmişi çıkmıyor. Karşımıza, Anadolu'nun imkânları içerisinden yetişerek uluslararası bilim dünyasında söz sahibi olmayı başarmış bir akademisyenin azmi çıkıyor.
1962 yılında Malatya'nın Arguvan ilçesinde dünyaya gelen Yılmaz, tıp eğitiminden sonra genel cerrahi ve gastroenteroloji cerrahisi alanlarında uzmanlaştı. Karaciğer nakli üzerine eğitimlerini yurt dışında da sürdürdü. 1998 yılında İnönü Üniversitesi'nde göreve başlamasıyla birlikte Malatya'da bugün dünyanın dikkatle takip ettiği büyük bir sağlık yolculuğunun temelleri atıldı.
2002 yılında kadavradan karaciğer nakli programının başlatılması, 2005 yılında canlı vericili karaciğer nakillerinin hayata geçirilmesi, bu yolculuğun önemli dönüm noktaları oldu.
Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir mesele var: Büyük başarılar, çoğu zaman büyük şehirlerin hazır imkânları içerisinde değil, o imkânları oluşturmak için mücadele eden insanların emeğiyle ortaya çıkar.
Malatya'da da böyle oldu.
Bir zamanlar sağlık alanında yalnızca büyük metropollerin adı anılırken, bugün dünyanın farklı ülkelerinden hastaların ve sağlık profesyonellerinin dikkatini çeken bir karaciğer nakli merkezi Malatya'da faaliyet gösteriyor.
Malatya'dan dünyaya uzanan bir sağlık markası
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, yıllar içerisinde yalnızca Türkiye'nin değil, uluslararası transplantasyon dünyasının da önemli merkezlerinden biri haline geldi.
2008 yılından itibaren Türkiye ve Avrupa'da en fazla karaciğer nakli gerçekleştiren merkezlerden biri olarak öne çıkan enstitü, yıllar içerisinde binlerce hastaya yeniden yaşam umudu oldu.
2024 yılında gerçekleştirilen 280 karaciğer nakli, bu başarının somut göstergelerinden biriydi. 2025 yılında yapılan açıklamalarda toplam nakil sayısının 4 bin 100'ü aştığı ifade edildi.
Ancak burada asıl mesele rakamlar değil.
Her nakil, bir insanın yeniden nefes alması, bir ailenin yeniden umutlanması, bir çocuğun anne veya babasına kavuşması, yarım kalan hayatların yeniden başlaması anlamına geliyor.
Bir ameliyathanede verilen mücadele, hastane koridorlarında bekleyen ailelerin duasına dönüşüyor. Bir cerrahın ve ekibinin saatler süren emeği, başka bir evde yeniden kurulan sofraların, yeniden yapılan gelecek planlarının ve yeniden yaşanan mutlulukların sebebi olabiliyor.
İşte bu nedenle sağlık alanındaki başarıları yalnızca istatistiklerle değerlendirmek eksik kalır. Çünkü tıbbın gerçek karşılığı insan hayatıdır.
Dünya tıp tarihinde Malatya imzası: Çapraz karaciğer nakilleri
Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ı uluslararası alanda farklı bir noktaya taşıyan çalışmalardan biri de çapraz karaciğer nakilleri oldu.
Çapraz nakil, karaciğer nakline ihtiyaç duyan bir hastanın kendi yakınının organıyla tıbbi açıdan uyum sağlayamaması durumunda, başka bir hastanın uygun vericisiyle eşleştirme yapılmasına dayanıyor.
Yani bir ailedeki verici başka bir hastaya, diğer ailedeki verici ise ilk hastaya umut olabiliyor. Böylece normal şartlarda nakil şansı bulamayabilecek hastalar için yeni bir kapı açılıyor.
Bu yöntem, yalnızca ileri cerrahi teknik gerektirmiyor. Aynı zamanda son derece karmaşık bir organizasyon, bilimsel hesaplama, güçlü bir ekip koordinasyonu ve büyük bir sorumluluk istiyor.
İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü, bu alanda geliştirdiği uygulamalarla dünya çapında dikkat çekti.
Dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz karaciğer nakilleriyle adından söz ettiren merkez, 15-16 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen dünyanın ilk eş zamanlı sekizli çapraz karaciğer nakliyle bir kez daha uluslararası gündeme geldi.
Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip, 24 hastalık bir havuz ve 29 donör arasından yapılan eşleştirmeyle sekizli çapraz nakil organizasyonunu gerçekleştirdi.
Operasyonda 16 ameliyatın eş zamanlı yürütüldüğü ve yaklaşık 150 sağlık çalışanının görev aldığı bildirildi.
Bu başarıyı yalnızca bir dünya rekoru olarak değerlendirmek, yapılan işin gerçek anlamını tam olarak anlatmaya yetmez.
Çünkü burada mesele sekizli, yedili veya altılı nakil gerçekleştirmek değildir. Asıl mesele, organ uyumsuzluğu nedeniyle bekleyen insanların önüne yeni seçenekler koyabilmektir.
Bir başka ifadeyle, tıbbın sınırlarını genişletirken insan hayatının sınırlarını da korumaktır.
Böylesine büyük bir organizasyonun Malatya'da gerçekleştirilmesi ise ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir başarıdır. Dünya tıp çevrelerinin dikkatini çeken bir operasyonun adresi, İstanbul, Ankara, Londra veya New York değil; Malatya'dır.
Bu cümle bile tek başına büyük bir gurur vesilesidir.
Başarı yalnızca bir kişinin değil, bir ekibin eseridir
Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın başarısını anlatırken önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor.
Hiçbir büyük tıbbi başarı tek bir kişinin omuzlarında yükselmez.
Cerrahından anestezi uzmanına, hemşiresinden teknisyenine, yoğun bakım çalışanından laboratuvar personeline kadar yüzlerce insanın aynı hedef doğrultusunda çalışması gerekir.
Özellikle çapraz karaciğer nakilleri gibi çok sayıda ameliyatın eş zamanlı gerçekleştirildiği organizasyonlarda ekip çalışması, başarının en önemli unsurlarından biridir.
Bu nedenle Sezai Yılmaz'ın öncülüğünde ortaya çıkan başarıyı, Malatya'da görev yapan sağlık çalışanlarının ortak emeği olarak görmek gerekir.
Bir hocanın bilimsel vizyonu, arkasında o vizyona inanan ve onu hayata geçiren güçlü bir kadro olduğunda kalıcı bir değere dönüşür.
Malatya'da ortaya çıkan tablo da bu açıdan önemli bir örnektir.
Bir profesörün unvanından daha büyük olan şey
Akademik dünyada profesörlük önemli bir unvandır. Bilimsel yayınlar, atıflar, araştırmalar ve uluslararası çalışmalar akademik başarının ölçütleri arasında yer alır.
Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın akademik çalışmalarına baktığımızda da dikkat çekici bir birikim görüyoruz. İnönü Üniversitesi akademik kayıtlarında yüzlerce bilimsel yayını ve binlerce akademik atıfı bulunuyor.
Ayrıca çalışmaları uluslararası bilim çevrelerinde de karşılık buluyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödülleri kapsamında sağlık bilimleri alanında ödüle layık görülmesi de bu çalışmaların önemli takdirlerinden biri oldu.
Ancak bana göre bütün bu unvanların ve ödüllerin üzerinde bir değer var:
Bir hastanın yeniden hayata tutunması.
Çünkü insan hayatına dokunabilmek, herhangi bir makamın sağlayamayacağı kadar büyük bir sorumluluk ve anlam taşıyor.
Bir bilim insanının adının kitaplarda, makalelerde veya kongre salonlarında yer alması elbette kıymetlidir. Fakat onun yaptığı çalışmalar sayesinde bir ailenin yeniden bir araya gelmesi, bir annenin çocuğuna, bir babanın ailesine yeniden kavuşması çok daha derin bir anlam taşır.
Malatya'nın yetiştirdiği değerlerin kıymetini bilmek
Burada biraz da Malatya'ya dönmek gerekiyor.
Malatya, tarih boyunca birçok alanda önemli isimler yetiştirmiş bir şehir. Ancak şehirlerin büyüklüğü yalnızca yetiştirdiği insanların sayısıyla değil, bu insanlara ne kadar sahip çıktığıyla da ölçülür.
Bir bilim insanının uluslararası başarı elde etmesinden sonra onu alkışlamak kolaydır. Asıl önemli olan, o başarıya giden yolda verilen emeği görmek, ortaya çıkarılan kurumsal değeri korumak ve gelecek nesillere aktarmaktır.
Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın hikâyesi, Malatya için yalnızca bir gurur tablosu değildir. Aynı zamanda gençlere verilmiş önemli bir mesajdır.
Arguvan'da doğan bir çocuk, çalışarak, öğrenerek, araştırarak ve kendisini bilime adayarak dünyanın konuştuğu bir bilim insanına dönüşebilir.
Bunun için hayallerin büyüklüğünden korkmamak, imkânların sınırlılığına teslim olmamak ve başladığı yolda kararlılıkla yürümek gerekir.
Bugün Malatya'da karaciğer nakli alanında ortaya konulan başarı, genç hekimlere, tıp öğrencilerine ve bilim insanı olmayı hedefleyen çocuklara ilham verecek niteliktedir.
Üstelik bu başarı yalnızca Malatya'nın değil, Türkiye'nin bilimsel kapasitesinin de göstergelerinden biridir.
Bir şehrin adını yaşatmanın en anlamlı yolu
Malatya'nın adını dünyaya duyurmanın birçok yolu var. Kültürle, sanatla, sporla, ticaretle, turizmle ve bilimle...
Ancak insan hayatına dokunan bir başarıyla şehrin adını uluslararası alanda duyurmak, hiç şüphesiz özel bir anlam taşıyor.
Bugün dünyanın farklı ülkelerinde karaciğer nakli alanında çalışan hekimler Malatya'daki uygulamaları takip ediyorsa, bu tesadüf değil. Yıllar boyunca verilen emeğin, oluşturulan bilimsel birikimin ve sürdürülen ekip çalışmasının sonucudur.
Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın hikâyesi bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Bir insanın büyüklüğü yalnızca ulaştığı makamla değil, başka insanların hayatında oluşturduğu değişimle ölçülür.
Kimi insanlar bir şehirde doğar ve o şehirde yaşar. Kimi insanlar ise doğduğu şehrin adını sınırların ötesine taşır. Sezai Yılmaz'ın Malatya'dan dünyaya uzanan bilim yolculuğu, bu ikinci hikâyenin önemli örneklerinden biridir.
Elbette bu başarıda onunla birlikte çalışan yüzlerce sağlık emekçisinin payı vardır. Bu nedenle ortaya çıkan gurur da ortak bir gururdur.
Bugün Malatya'nın yapması gereken, bu değerin kıymetini bilmek, sağlık alanındaki bilimsel yatırımları desteklemek ve İnönü Üniversitesi'nde oluşan bu birikimin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmaktır.
Çünkü mesele yalnızca geçmişte elde edilen başarıları anlatmak değildir. Mesele, yarın da dünyanın dört bir yanından insanların umutla Malatya'ya bakabilmesini sağlamaktır.
Sezai Hocam;
Bir şehir, bazen yetiştirdiği bir şairle, bazen bir sanatçıyla, bazen de bir bilim insanıyla hafızalara kazınır.
Malatya'nın Arguvan'ından çıkan bir bilim insanının, insan hayatına dokunan çalışmalarıyla dünya tıp tarihinde yeni sayfalar açması, bu şehrin anlatılması gereken hikâyelerinden biridir.
Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın başarısını anlatırken aslında yalnızca bir hekimin kariyerini anlatmıyoruz. Azmi, emeği, bilimi, dayanışmayı ve insan hayatına verilen değeri anlatıyoruz.
Bir ameliyathanede yakılan umut ışığının dünyanın dört bir yanına ulaşabileceğini görüyoruz.
Malatya için gurur duyulacak çok şey var. Ancak insanlara yeniden yaşam şansı sunan bir bilimsel başarı, bunların en anlamlılarından biri.
İyi ki bu topraklardan böyle bilim insanları yetişiyor. İyi ki Malatya, insanlığa umut veren böylesine değerli bir bilimsel birikime ev sahipliği yapıyor.
Çünkü bazı başarılar bir şehrin sınırlarında kalmaz; bütün insanlığın ortak değerine dönüşür.