Said Yalçın

Malatya Bizim, Bu Şehir Hepimizin: Eleştirirken Biraz da Vicdanla Düşünelim

Said Yalçın

Malatya…

Bir zamanlar hafızalarımıza sokaklarıyla, çarşısıyla, komşuluklarıyla, insanıyla ve kendine özgü ruhuyla kazınan şehir. Bugün belki de hatıralarımızdaki Malatya değil. Depremin izleri hâlâ silinmeye çalışılıyor, hayat yeniden kurulmaya çalışılıyor, esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor, yerel basın nefes almaya çalışıyor. Hepimiz biliyoruz ki bu şehir çok yoruldu.

Ama bir şeyi de unutmamak gerekiyor: Biz bu memleketin aşığıyız!

Malatya bizim. Sokağıyla, mahallesiyle, çarşısıyla, acısıyla, sevinciyle bizim. Eksikleriyle, yanlışlarıyla, tamamlanmayı bekleyen işleriyle bizim. Dolayısıyla bu şehri eleştirmek de bizim hakkımız, daha iyi bir Malatya istemek de en doğal beklentimiz. Ancak eleştirirken bir gerçeği gözden kaçırmayalım: Biz bu şehri yalnızca eleştirmek için değil, yaşatmak ve yeniden ayağa kaldırmak için de buradayız.

Malatya Büyükşehir Belediyesini, ilçe belediyelerini ve yerel yöneticileri eleştirenlere bir çift sözümüz var.

Elbette eleştirin! Yanlış varsa söyleyin. Eksik varsa gösterin. Vatandaşın talebini gündeme taşıyın. Belediyelerin sorumluluklarını yerine getirmesini isteyin. Hiç kimse eleştiriden muaf değildir. Hele ki söz konusu, insanların günlük hayatını doğrudan etkileyen belediye hizmetleriyse…

Ancak eleştirinin de bir dili, bir ölçüsü, bir vicdanı olmalı.

Bir belediye başkanını eleştirmek başka, kişilik haklarını hedef almak başka. Hizmetteki eksikliği gündeme taşımak başka, her meseleyi hakarete ve itibarsızlaştırmaya dönüştürmek başka. Bizim ihtiyacımız olan, birbirini tüketen değil, sorunları ortaya koyarak çözüm üreten bir anlayıştır.

Eleştiri haklı olabilir; fakat haklı olmak, kırıcı olmayı zorunlu kılmaz.

Bugün Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er başta olmak üzere, şehrin yönetiminde sorumluluk üstlenen isimlerin önünde kolay bir süreç bulunmadığını da görmek gerekiyor. Depremin ardından bir şehrin yeniden ayağa kaldırılması, yalnızca yolların yapılması veya binaların yükselmesiyle tamamlanabilecek bir iş değil. Şehrin ekonomik hayatı, sosyal dokusu, esnafı, kültürü ve insan ilişkileri de yeniden toparlanmak zorunda.

Bu gerçek, belediyelerin hatalarını görmezden gelmemizi gerektirmez. Tam tersine, eleştirilerimizi daha sağlıklı, daha somut ve daha sonuç alıcı bir zeminde dile getirmemizi gerektirir.

Yöneticilerden beklentimiz açık: Şeffaflık, hesap verebilirlik, hizmette adalet ve vatandaşın sesine kulak vermek. Vatandaşın beklentisi ne kadar haklıysa, yöneticilerin de bu beklentilere cevap verme sorumluluğu o kadar büyüktür.

Ancak bir şehri yeniden inşa etmek zaman, emek ve dayanışma ister. Bu nedenle birbirimize karşı biraz daha anlayışlı, biraz daha sabırlı ve biraz daha yapıcı olmak zorundayız.

Yerel Basın Can Çekişiyor: Biraz Empati, Biraz Dayanışma!

Gelelim meselenin belki de en hassas tarafına: Yerel basına…

Bugün Malatya'da yerel basının yaşadığı ekonomik sıkıntıları görmezden gelmek mümkün mü? Reklam gelirleri daralmış, işletmelerin ekonomik gücü zayıflamış, haber kuruluşlarının ayakta kalma mücadelesi ağırlaşmış durumda. Birçok yerel yayın organı, bütün imkânsızlıklara rağmen kamuoyunu bilgilendirmek, şehrin sorunlarını duyurmak ve vatandaşın sesi olmak için mücadele ediyor.

Açık konuşalım: Malatya'da yerel basın gerçekten çok zor bir dönemden geçiyor.

Gazetecilik yalnızca haber yazmaktan ibaret değildir. Haber merkezinin gideri var, personelin emeği var, teknolojik altyapısı var, günlük yayın maliyetleri var. Bütün bunların karşılanamadığı bir ortamda yerel basından güçlü, bağımsız ve sürdürülebilir bir yayıncılık beklemek kolay değildir.

Peki, böylesine zor bir dönemde birbirimizi biraz daha anlamamız gerekmiyor mu?

Yerel basın, bir şehrin hafızasıdır. Mahallesindeki sorunu duyurmak isteyen vatandaşın, sesini yöneticilere ulaştırmaya çalışan esnafın, çözüm bekleyen insanın başvurabileceği önemli kanallardan biridir. Yerel basın zayıfladığında yalnızca gazeteler veya internet haber siteleri zarar görmez; şehrin ortak hafızası ve kamuoyunun bilgiye erişimi de bundan etkilenir.

Elbette gazetecilik bağımsız olmalıdır. Elbette haberin karşılığında bir ayrıcalık beklenmemelidir. Elbette kamu kaynakları ve belediye reklamları, yayın çizgisini belirleyen araçlara dönüşmemelidir. Yerel basının ayakta kalması, ancak mesleki bağımsızlığını ve kamu yararını koruyabildiği ölçüde anlamlıdır.

Fakat yerel basının ekonomik olarak güçlenmesi için adil, şeffaf ve ölçülebilir destek mekanizmalarına da ihtiyaç vardır.

Belediyeler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve şehrin ekonomik aktörleri bu konuda sorumluluk üstlenebilir. Reklam ve ilan dağıtımında şeffaf ölçütler uygulanabilir. Yerel işletmeler, imkânları ölçüsünde şehirdeki bağımsız yayın kuruluşlarına destek verebilir. Bütün bunlar yapılırken gazeteciliğin eleştirel rolüne saygı duyulması ve hiçbir yayın kuruluşunun siyasi ya da ekonomik baskı altına alınmaması temel ilke olmalıdır.

Çünkü güçlü yerel basın, yöneticiler için de toplum için de bir kazançtır.

Üç Beş Kuruş İçin Birbirimizi Tüketmeyelim

Bazen insan düşünüyor: Birkaç reklam, birkaç ilan, birkaç kuruş uğruna birbirimizi bu kadar yıpratmaya değer mi?

Burada mesele kimsenin emeğini küçümsemek değil. Gazetecinin de geçim derdi var, esnafın da. Herkes evine ekmek götürmek, işini sürdürmek, yarınından emin olmak istiyor. Ancak ekonomik zorluklar bizi birbirimize düşürmemeli; aksine ortak sorunlarımız karşısında daha fazla dayanışmaya yöneltmeli.

Birbirimizi itibarsızlaştırarak, her tartışmayı kişisel hesaplaşmaya dönüştürerek, aynı şehrin insanlarını karşı karşıya getirerek nereye varacağız?

Malatya'nın bugün ihtiyacı olan şey, yeni kırgınlıklar değil; güveni yeniden inşa edecek bir ortak akıldır.

Yerel basın da belediyeler de esnaf da vatandaş da bu şehrin bir parçası. Herkesin görevi farklı olabilir ama yaşadığımız şehir aynı. Yarın çocuklarımızın yaşayacağı, bizim yeniden huzur bulmak istediğimiz şehir de yine Malatya olacak.

O hâlde gelin, eleştirilerimizi sürdürelim ama birbirimizi tüketmeyelim. Yanlışın üzerine gidelim ama hakareti yöntem hâline getirmeyelim. Belediyelerden hesap soralım ama emeği, insan onurunu ve meslek ahlakını da koruyalım.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve diğer belediye başkanlarımızdan beklentilerimiz elbette var. Yerel basının sorunlarının farkında olduklarına ve çözüm konusunda çaba gösterdiklerine ilişkin değerlendirmeler de kamuoyuyla paylaşılabilir. Ancak bu çabaların somut, şeffaf ve sürdürülebilir adımlarla desteklenmesi, yerel basının da bağımsızlığını koruyarak görevini yapabilmesi açısından önem taşıyor.

Bizim istediğimiz ayrıcalık değil, adalet. Suskunluk değil, karşılıklı saygı. Körü körüne destek değil, yapıcı eleştiri ve çözüm.

Biraz daha sabır, biraz daha anlayış, biraz daha dayanışma…

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak budur.

Bu Şehir Bizim, Birbirimize Sahip Çıkalım

Malatya'nın hafızalarımızdaki hâlini özlüyoruz. Eski çarşılarımızı, alıştığımız sokakları, komşuluklarımızı, kendimizi evimizde hissettiğimiz o şehir atmosferini…

Belki her şey eskisi gibi olmayacak. Belki bazı hatıralar yalnızca zihnimizde yaşayacak. Ama bu, Malatya'ya olan sevgimizi kaybetmemiz gerektiği anlamına gelmiyor.

Tam tersine, şehrimize sahip çıkmanın tam zamanı.

Yöneticilerimizden daha iyi hizmet isteyelim. Belediyelerimizin eksiklerini dile getirelim. Yerel basının sorunlarını konuşalım. Gazetecilerin emeğini koruyalım. Bağımsız yayıncılığı destekleyelim. Ancak bütün bunları yaparken birbirimize karşı insanlığımızı, nezaketimizi ve vicdanımızı kaybetmeyelim.

Unutmayalım ki Malatya yalnızca bir belediye başkanından, bir gazeteden, bir esnaftan veya bir kurumdan ibaret değil. Malatya, hepimizin ortak hayatı, ortak hafızası ve ortak geleceğidir.

Yeryüzündeki ar hattını düzeltmek istiyorsak önce birbirimize karşı dilimizi, tavrımızı ve vicdanımızı gözden geçirmeliyiz. Çünkü bir şehri yeniden ayağa kaldırmak için beton kadar güvene, asfalt kadar dayanışmaya, eleştiri kadar da nezakete ihtiyacımız var.

Malatya bizim.

Biz bu memleketin aşığıyız.

Öyleyse gelin, bu şehri birbirimizi kırarak değil, birbirimize sahip çıkarak yeniden ayağa kaldıralım.

Yazarın Diğer Yazıları