Said Yalçın

Yöresel Fuar mı, Denetimsizliğin Pazarı mı?

Said Yalçın

Malatya’da son dönemlerde peş peşe düzenlenen yöresel ürünler fuarları, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Sucuktan peynire, tereyağından zeytinyağına, çeşitli gıda ürünlerinden farklı yöresel ürünlere kadar yüzlerce çeşit ürün, günlerce hatta haftalarca vatandaşın beğenisine ve alışverişine sunuldu.

Özellikle deprem sonrasında ekonomik açıdan ciddi sıkıntılar yaşayan Malatyalı vatandaşlar için bu tür organizasyonlar, uygun fiyatlı ürün alma düşüncesiyle önemli bir alışveriş noktası haline geldi.

Aileler alışveriş yaptı.

Evlerin mutfaklarına ürünler girdi.

Çocukların, yaşlıların, hastaların ve toplumun her kesiminin tükettiği gıdalar bu fuarlardan satın alındı.

Peki şimdi ortaya çıkan tablo karşısında sormayalım mı?

Bu ürünler neden daha önce denetlenmedi?

Asıl mesele tam da burada başlıyor.

Malatya Büyükşehir Belediyesi otoparkında düzenlenen yöresel ürünler fuarında, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde polis ve zabıta ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, saklama ve satış koşulları uygun olmayan ürünlerin tespit edildiği bildirildi.

Denetimde, “dana sucuk” adı altında satıldığı belirtilen 230 kilogram piliç sucuk ile 150 kilogram eritme peynirinin imha sürecine gönderildiği ifade edildi.

Bu tablo yalnızca “denetim yapıldı, uygunsuz ürünler yakalandı” şeklinde geçiştirilemeyecek kadar önemlidir.

Çünkü burada mesele yalnızca imha edilen 380 kilogram ürün değildir.

Asıl mesele, o ürünlerden önce satılmış olabilecek ürünlerdir.

Vatandaşın satın aldığı ürünlerdir.

Evine götürdüğü ürünlerdir.

Çocuklarına, eşine, annesine, babasına ikram ettiği ürünlerdir.

Ve belki de hâlâ mutfaklarda bulunan ürünlerdir.

Peki bu denetim neden daha önce yapılmadı?

Devletin gıda denetimindeki temel amacı yalnızca uygunsuz ürünü bulup imha etmek değildir. Esas amaç, vatandaşın o ürüne ulaşmasını engellemektir.

Malatya Valiliği de daha önce yaptığı açıklamalarda gıda denetimlerinde işletmelerin kayıt ve onay belgeleri, hijyen koşulları, ürünlerin son tüketim tarihleri, etiket bilgileri ve özellikle soğuk zincir koşullarının kontrol edildiğini duyurdu.

O halde sorumuz gayet açık:

Bir fuar kuruluyor, yüzlerce insan buraya alışveriş için geliyor, gıda ürünleri günlerce satışa sunuluyor ve ancak fuarın ilerleyen günlerinde uygunsuz ürünler tespit ediliyorsa, ilk günden itibaren kapsamlı denetim yapılması neden sağlanmadı?

Bu sorunun cevabı kamuoyuna verilmelidir.

Çünkü denetim, fuarın sonuna doğru yapılan bir işlem olmamalıdır.

Denetim, vatandaş ürünü satın almadan önce yapılmalıdır.

“Yöresel” kelimesi bir güven belgesi değildir

Burada başka bir noktaya da dikkat çekmek gerekiyor.

“Yöresel ürün” ifadesi vatandaşın zihninde doğal olarak güven, kalite, gelenek ve samimiyet çağrıştırıyor.

Ancak bir ürünün fuarda “yöresel ürün” adı altında satılması, o ürünün otomatik olarak güvenilir olduğu anlamına gelmez.

Nitekim Malatya Ticaret İl Müdürlüğü tarafından yayımlanan yöresel ürün listelerinde hangi ürünlerin yöresel ürün olarak değerlendirildiği ve üretici/tedarikçi listelerinin nasıl oluşturulduğu açıkça belirtiliyor.

Dolayısıyla “yöresel fuar” adı, hiçbir şekilde denetim mekanizmasının yerine geçemez.

Tam tersine, vatandaşın yoğun olarak alışveriş yaptığı böyle organizasyonlarda denetimin daha görünür ve daha sıkı olması gerekir.

Depremzede vatandaşın güveni de korunmalı

Malatya’nın özel bir durumu var.

Bu şehir büyük bir deprem felaketi yaşadı.

Binlerce insan evini, işini, düzenini kaybetti. İnsanlar hâlâ ekonomik olarak toparlanmaya çalışıyor.

Böyle bir şehirde vatandaşın cebinden çıkan her kuruş daha da önemlidir.

Vatandaş fuara giderken “uygun fiyatlı ve güvenilir ürün alıyorum” düşüncesiyle hareket ediyorsa, kamu kurumlarının görevi de bu güvenin kötüye kullanılmasını önlemektir.

Eğer bir vatandaş, güvenerek satın aldığı ürünün mevzuata aykırı olduğunu daha sonra öğreniyorsa burada yalnızca ekonomik bir mesele yoktur.

Tüketici güveni vardır.

Sağlık riski vardır.

Kamu denetimine duyulan güven vardır.

Ve elbette vatandaşın ödediği paranın karşılığını alamaması ihtimali vardır.

Şimdi kurumlara düşen görev susmak değil, açıklama yapmaktır

Bu noktada Malatya Valiliği başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarından kamuoyunun beklediği şey çok açık:

Açıklama.

  • Fuarın kuruluş aşamasında hangi izin ve kontroller yapıldı?
  • Fuara katılan firmalar hangi kriterlere göre kabul edildi?
  • Satışa sunulan gıda ürünlerinin kayıt ve belgeleri önceden kontrol edildi mi?
  • Soğuk zincir gerektiren ürünlerin muhafaza koşulları fuar başlamadan denetlendi mi?
  • İlk denetim ne zaman yapıldı?
  • Daha önce herhangi bir uygunsuzluk tespit edildi mi?
  • Fuarda satış yapan firmalarla ilgili geçmiş denetim kayıtları incelendi mi?
  • İmha edilen ürünleri satan işletmeler hakkında hangi işlemler uygulandı?

Ve belki de en önemlisi:

Fuardan daha önce alışveriş yapan vatandaşların olası mağduriyetlerini gidermek için herhangi bir çalışma yapılacak mı?

Bunlar polemik soruları değildir.

Bunlar vatandaşın hakkıdır.

Sorumlu kim?

Şimdi herkesin sorduğu soru bu.

“Belediye mi sorumlu?”

“Valilik mi sorumlu?”

“İl Tarım ve Orman Müdürlüğü mü sorumlu?”

“Fuar organizatörü mü sorumlu?”

Aslında burada yapılması gereken, bir kurumu peşinen suçlu ilan etmek değil; her kurumun kendi görev ve yetki alanındaki sorumluluğunun açıkça ortaya konulmasını istemektir.

Çünkü bir fuarın düzenlenmesi başka, fuar alanında gıda satışı yapılması başka, gıda güvenliğinin denetlenmesi başka, tüketicinin korunması başka bir sorumluluk alanıdır.

Vatandaşın beklediği ise kurumların birbirini işaret etmesi değil, görev zincirinin nerede aksadığının ortaya çıkarılmasıdır.

“Ceza verildi, konu kapandı” anlayışı yeterli mi?

Kesinlikle sorulması gereken bir başka soru da budur.

Uygunsuz ürün tespit edildiğinde ürünün imha edilmesi elbette gereklidir.

İlgili mevzuat kapsamında gerekli idari işlemlerin uygulanması da gerekir.

Ancak kamuoyu açısından mesele burada bitmemektedir.

Çünkü ceza, vatandaşın daha önce satın aldığı ürünün parasını geri getirmiyor.

Ceza, vatandaşın yaşadığı olası sağlık endişesini de ortadan kaldırmıyor.

Ceza, “Ben bu ürünü güvenerek aldım” diyen tüketicinin kaybolan güvenini tek başına yeniden tesis etmiyor.

Eğer yapılan incelemeler sonucunda mevzuatın öngördüğü daha ağır yaptırımları gerektiren bir durum ortaya çıkmışsa, bunun da ilgili adli ve idari merciler tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Burada köşe yazarının görevi “şu kişiye hapis cezası verilsin” demek değil; vatandaşın sağlığını riske atan eylemlerde mevcut hukuk kurallarının eksiksiz uygulanmasını istemektir.

Malatyalının sorusu basit

Vatandaş şunu soruyor:

“Ben bu ürünü güvenerek aldım. Eğer ürün uygun değilse neden daha önce denetlenmedi?”

Bundan daha haklı bir soru olabilir mi?

Bir fuar alanında günlerce satış yapılan bir ürünün, ancak vatandaşlar alışverişlerini yaptıktan sonra denetlenmesi kamuoyunun cevap beklediği ciddi bir konudur.

Üstelik Malatya’da gıda denetimleri konusunda daha önce de uyarılar yapılmıştı. 2019 yılında Malatya’da yöresel ve gıda fuarlarının yeterince denetlenmediğine ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansımış, özellikle etiketsiz ürünler, muhafaza koşulları ve ilgili kurumların denetim görevleri gündeme getirilmişti.

Aradan yıllar geçmesine rağmen aynı tartışmanın yeniden yaşanması, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur.

Artık yapılması gereken belli

Malatya’da bundan sonra düzenlenecek her yöresel ürün fuarı için vatandaşın aklında soru işareti bırakmayacak bir sistem kurulmalıdır.

Fuar başlamadan önce denetim.

Fuar süresince düzenli denetim.

Soğuk zincir kontrolleri.

Etiket ve ürün içeriği kontrolleri.

Ürünlerin kayıt ve onay belgelerinin kontrolü.

Satış yapan işletmelerin mevzuata uygunluğunun incelenmesi.

Ve tespit edilen uygunsuzlukların kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanması...

Bunlar lüks değil, vatandaşın güvenli gıdaya erişiminin gereğidir.

Malatya Valiliği'nin, Büyükşehir Belediyesi'nin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün ve organizasyonda sorumluluğu bulunan diğer kurumların artık kamuoyunun karşısına çıkıp şu soruya cevap vermesi gerekiyor:

“Bu ürünler neden daha önce denetlenmedi?”

Çünkü mesele artık yalnızca 230 kilogram piliç sucuk ve 150 kilogram peynir değildir.

Mesele, vatandaşın güvenidir.

Mesele, vatandaşın cebidir.

Mesele, vatandaşın sağlığıdır.

Ve en önemlisi, depremden çıkmış bir şehrin insanlarının kamu kurumlarına duyduğu güvendir.

Malatyalı vatandaş fuara giderken devletin denetim mekanizmasına güvenmek istiyor.

Kamu kurumlarının görevi ise bu güveni sonradan değil, ürün rafa konduğu ilk andan itibaren korumaktır.

Şimdi gözler ilgili kurumlarda.

Malatyalı vatandaş açıklama bekliyor.

Yazarın Diğer Yazıları