Said Yalçın

İnsanda Kuruş Değil, Duruş Önemli!

Said Yalçın

Hayat dediğimiz uzun yolculukta herkesin bir hesabı, herkesin bir beklentisi, herkesin kendince bir çıkarı var. Ancak insanı gerçekten değerli kılan sahip oldukları değil, sahip olduklarını kaybetme pahasına bile koruyabildiği karakteridir. Çünkü para kazanılır, makam kaybedilir, dostluklar değişir, yollar ayrılır ama insanın duruşu bir kez bozuldu mu geriye dönüp kazanması kolay olmaz. Duruşunu kuruş için bozmayanlara selam olsun!

Hayatta bazı şeylerin fiyatı vardır ama her şeyin bir bedeli yoktur. Parayla satın alınabilecek çok şey bulunur ancak karakter, vicdan, onur ve şahsiyet hiçbir paranın karşılığında alınamaz. İnsan bazen bir kuruşun hesabını yaparken kendisini kaybeder, bazen de milyonların karşısında eğilmemek için sahip olduğu imkânlardan vazgeçer. İşte insan olmanın gerçek ölçüsü tam da burada ortaya çıkar.

Bugün içinde yaşadığımız dünyada ne yazık ki değerlerin yerini çoğu zaman çıkarlar, samimiyetin yerini hesaplar, dostluğun yerini menfaatler almış durumda. Kimin ne söylediğinden çok, kimin ne elde edeceğine baktığı bir dönemin içerisindeyiz. Dün omuz omuza yürüyenlerin bugün birbirine sırt çevirdiğine, bir selamı esirgeyenlerin menfaat söz konusu olduğunda en yakın dost kesildiğine şahit oluyoruz.

Bir bakıyorsunuz, dün doğrularından taviz vermeyeceğini söyleyenler, bugün küçük bir menfaat uğruna söylediklerini unutmuş. Bir bakıyorsunuz, haksızlığın karşısında durduğunu iddia edenler, iş kendi çıkarlarına dokunduğunda sessizliğe bürünmüş. Dün eleştirdiği davranışları bugün kendisi sergileyenler, dün karşı çıktığı insanların kapısında bugün sıraya girmiş.

Peki, bütün bunların arasında insan nasıl ayakta kalacak?

Cevabı aslında çok basit: Kendisi olarak!

Çünkü insanın en büyük zenginliği cebindeki para değil, başını yastığa koyduğunda duyduğu huzurdur. En büyük makamı oturduğu koltuk değil, insanların gözünün içine bakarken taşıdığı özgüvendir. En büyük itibarı hakkında söylenen güzel sözler değil, arkasından konuşulduğunda bile karakterinden şüphe duyulmamasıdır.

Kuruş için duruşunu bozanlar, çoğu zaman kazandıklarını zannederken en değerli varlıklarını kaybettiklerinin farkına bile varmazlar.

Bir insanın ekonomik sıkıntı yaşaması, daha iyi bir hayat istemesi, emeğinin karşılığını araması elbette son derece doğaldır. Burada mesele para kazanmak, yükselmek veya daha iyi şartlarda yaşamak değildir. Asıl mesele, bunları elde etmek uğruna hangi değerlerden vazgeçildiğidir.

Helalinden kazanılan her kuruş değerlidir. Alın teriyle elde edilen her başarı saygıyı hak eder. Ancak birilerinin hakkını yiyerek, insanların güvenini kullanarak, dün savunduğun doğruları bugün inkâr ederek elde edilen kazancın insana ne faydası olabilir?

İnsan, cebini doldururken vicdanını boşaltmamalıdır.
Menfaat bitince maskeler de düşüyor
Hayat insana çok şey öğretiyor. Özellikle de insanların gerçek yüzünü…

Bazı insanlar sizinle birlikte oldukları için değil, sizinle birlikteyken elde ettikleri imkânlar için yanınızdadır. İşleri düştüğünde arar, ihtiyaçları olduğunda kapınızı çalar, beklentileri karşılandığında ise sizi hatırlamazlar bile.

Böyle insanları tanımak bazen yıllar alır. Çünkü menfaat ilişkileri çoğu zaman dostluk görüntüsü altında ilerler. Fakat zaman, herkesin gerçek niyetini ortaya çıkaran en güçlü aynadır.

Bir gün gelir, beklediğiniz telefon çalmaz. Bir gün gelir, yıllarca destek olduğunuz insanlar en zor anınızda yanınızda bulunmaz. Bir gün gelir, sizin için söyledikleri güzel sözlerin aslında hangi hesaplara dayandığını anlarsınız.

İşte o gün insanın önünde iki seçenek vardır: Ya gördüğü yanlışlara rağmen aynı yanlışların bir parçası olacak ya da kendi doğrularına sahip çıkarak yoluna devam edecek.

Elbette ikinci yol daha zordur. Çünkü doğru durmak bazen yalnız kalmayı, kaybetmeyi, fırsatları geri çevirmeyi ve haksızlıklara karşı ses çıkarmayı gerektirir. Ancak unutulmamalıdır ki insanın kalabalıklar içerisinde kaybolmasındansa, doğrularıyla tek başına kalması çok daha değerlidir.
Makam geçici, karakter kalıcıdır
Bugün bir koltukta oturan yarın o koltuktan kalkabilir. Bugün el üstünde tutulan yarın unutulabilir. Bugün kapısında kuyruk oluşan insanların yarın telefonlarına cevap veren kimse kalmayabilir.

Makamlar insanlara geçici bir güç verir. Para geçici bir rahatlık sağlar. Ün ve şöhret geçici bir ilgi oluşturur. Ancak karakter, insanın hayatı boyunca taşıdığı en önemli kimliğidir.

İnsanları makamlarına göre değil, makamları yokken nasıl davrandıklarına göre değerlendirmek gerekir. Çünkü asıl kişilik, insanın gücü elindeyken değil, gücünü kaybettiğinde ortaya çıkar.

Birilerine ihtiyacı yokken de selam verebilen, kendisine faydası dokunmayacak insanlara da saygı gösterebilen, çıkarı olmadığı hâlde haksızlığa karşı çıkabilen insanlar bu toplumun gerçek değerleridir.

Kimsenin önünde eğilmeden yaşamak, kimseye tepeden bakmadan yürümek, hak yemeden kazanmak ve kimsenin hakkını kendine geçirmemek… İşte gerçek zenginlik budur.
Herkesin bir fiyatı olmayabilir!
Bazı insanlar vardır, parayla ölçülmez. Bir teklif karşısında karakterini değiştirmez, bir makam uğruna dostunu satmaz, birkaç kuruş fazla kazanmak için yılların emeğini ve güvenini çöpe atmaz.

Onlar için önemli olan ne kadar kazandıkları değil, nasıl kazandıklarıdır. Ne kadar tanındıkları değil, nasıl hatırlandıklarıdır. Kaç kişinin yanında durduğu değil, zor zamanda kaç kişinin yanında durabildikleridir.

Böyle insanların sayısı belki çok değildir. Ancak bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan da tam olarak bu insanlardır.

Çünkü güvenin olmadığı yerde dostluk, adaletin olmadığı yerde huzur, vicdanın olmadığı yerde insanlık yaşayamaz.

Herkesin bir hesabı olabilir ama herkes hesabını insanlığının önüne koymamalıdır. Herkes daha fazlasını isteyebilir ama daha fazlasını elde etmek için kendinden eksiltmemelidir.

Unutmayalım ki insanın arkasında bıraktığı en büyük miras malı, mülkü veya makamı değildir. İnsanların hafızasında bıraktığı izdir. Kimileri kazandığı parayla anılır, kimileri de hiçbir çıkar gözetmeden yaptığı iyiliklerle, koruduğu ilkelerle ve eğilmeyen başıyla…
Bu hayatta herkese yetişmek, herkesi memnun etmek, herkesin gönlünü kazanmak mümkün değildir. Bazen doğruyu söylediğiniz için dışlanırsınız, bazen hakkınızı savunduğunuz için yalnız kalırsınız, bazen de menfaat düzenine ayak uydurmadığınız için kaybeden ilan edilirsiniz.

Varsın öyle olsun!

Yeter ki insan aynaya baktığında kendisinden utanmasın. Yeter ki kazandığı her kuruşun hesabını vicdanına verebilsin. Yeter ki dün söylediği sözün bugün de arkasında durabilsin.

Çünkü bazı kayıplar vardır ki aslında kazançtır. Bazı vazgeçişler vardır ki insanın kendisine yaptığı en büyük iyiliktir. Bazı kapılar vardır ki kapanması insanın onurunu korur.

Kimseye eyvallahı olmadan yaşamak, kimsenin hakkına göz dikmeden yol yürümek ve çıkarlar uğruna karakterinden ödün vermemek…

İşte mesele tam da budur.

Unutmayın; cebindeki kuruşu artırmak için duruşundan vazgeçenler, bir gün kazandıkları parayla kaybettikleri itibarın yerini dolduramazlar.

İnsanda kuruş değil, duruş önemli.

Dostlukta, ticarette, siyasette, makamda, hayatta… Her yerde!

Duruşunu menfaate, karakterini paraya, vicdanını çıkara değişmeyenlere; doğrularından vazgeçmeyenlere, haksızlık karşısında susmayanlara, üç kuruşluk hesaplar uğruna insanlığını unutmayanlara selam olsun.

Çünkü herkesin bir fiyatı olabilir ama herkesin bir duruşu olmalı.

Yazarın Diğer Yazıları