Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i elbette eleştirebiliriz. Hem de en sert şekilde… Ancak eleştirirken neyi, neden eleştirdiğimizi bilmek; yapılan hizmeti görmezden gelmemek ve bütün bunları sevgi, saygı çerçevesinde yapmak gerekiyor. Çünkü eleştiri, yıkmak için değil, daha iyisini ortaya çıkarmak için yapılmalı.
Ben bunu her fırsatta dile getiriyorum: Sami Başkan’ın en büyük handikabı ekip meselesi. Bana göre Sami Er, iyi bir ekip kuramamanın sıkıntısını yaşıyor. Bir belediye başkanının başarısı yalnızca kendi çalışma azmiyle değil, etrafındaki kadronun liyakati, sahadaki etkinliği ve vatandaşla kurduğu iletişimle de ölçülür. İşte tam bu noktada Sami Başkan’ın daha güçlü bir ekip yapılanmasına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Ancak bütün bunları söylerken Sami Er’e başarısız demek de bana göre haksızlık olur.
Neden mi?
6 Şubat depremlerinin ardından adeta yeniden ayağa kalkmaya çalışan Malatya’nın önündeki tabloya ve Büyükşehir Belediyesinin projelerine yaklaşık iki saatimi ayırarak tek tek göz attım. Kentsel dönüşümden altyapıya, içme suyundan ulaşıma, kültürden sosyal hizmetlere kadar ortaya konulan çalışmaları inceledim. Karşıma çıkan tablo, üzerinde konuşulmayı fazlasıyla hak ediyor.
Bir düşünün…
Deprem sonrasında Malatya genelinde 91 bin 732 konut ve 13 bin 533 ticarethane olmak üzere 105 bin 265 bağımsız bölümün yapımı tamamlanmış. Yerinde dönüşüm kapsamında binlerce bağımsız bölüm için ruhsat süreçleri yürütülmüş. Şehrin yeniden planlanması, afet konutlarının kentle bütünleştirilmesi, sanayi alanlarının taşınması ve yeni yaşam merkezlerinin oluşturulması için önemli projeler hazırlanmış.
Altyapı yatırımları ise başlı başına dikkat çekici. Konak’a kazandırılan 20 bin tonluk içme suyu deposu, Kuluncak’ın arsenikli su sorununa yönelik 41 kilometrelik hat, ilçelerde devam eden içme suyu yatırımları ve Yeşilyurt ile Battalgazi’nin altyapısını baştan sona yenilemek için planlanan 750 kilometrelik çalışma…
Bunlar küçük işler değil.
Üstelik Malatya’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren Beydağı İçme Suyu Projesi için öngörülen 4 milyar liralık yatırım, şehrin su güvenliği açısından oldukça önemli. Atıksu arıtma tesisleri, çevre yatırımları, kırsal altyapı ve yol çalışmaları da bu tablonun diğer parçaları.
Ulaşımda da dikkat çeken bir hareketlilik var. Yıllardır tamamlanamayan Güney Kuşak Yolu’nun birinci etabının altı ayda tamamlandığı ifade ediliyor. Kuzey Kuşak Yolu, İkizce-Yakınca bağlantıları, kavşak düzenlemeleri, elektronik denetleme sistemleri ve raylı sistem projeleri Malatya'nın ulaşım geleceği açısından önemli başlıklar.
Kültürel ve sosyal yatırımları da unutmamak gerekiyor. Gençlik merkezleri, kütüphaneler, spor kompleksleri, hayvan hastanesi, sosyal destek projeleri, tarihi konakların restorasyonu ve planlanan Kongre ve Kültür Merkezi…
Bütün bunlara baktığımızda ortada ciddi bir proje listesi var. Elbette burada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor: Bazı projeler tamamlanarak hizmete girmiş, bazıları yapım aşamasında, bazıları ise finansman veya planlama sürecinde. Dolayısıyla her projeyi bitmiş gibi değerlendirmek doğru değil. Ancak ortaya konulan hedefleri ve yatırımları da görmezden gelemeyiz.
Peki, bütün bunlara rağmen neden eleştiri yapıyoruz?
Çünkü Malatya'nın yalnızca proje üretmeye değil, üretilen projeleri vatandaşın hayatında hissettirmeye ihtiyacı var. Çünkü vatandaş belediyenin sunumundaki rakamlardan önce mahallesindeki yolu, çeşmesinden akan suyu, toplu ulaşımda yaşadığı konforu, temizliği ve belediyeye ulaştığında karşısında bulduğu muhatabı görmek istiyor.
İşte Sami Başkan'ın önündeki en önemli sınavlardan biri de bu.
Benim asıl eleştirim de burada başlıyor. Sami Er'in çalışma gayretine, Malatya için ortaya koyduğu projelere diyecek sözüm yok. Ancak bu kadar büyük projeyi hayata geçirmeye çalışan bir belediyenin, aynı ölçüde güçlü, sahayı bilen, vatandaşın sesini duyan ve sorumluluk alan bir ekibe ihtiyacı var.
Belediye başkanının her sorunu bizzat takip etmesi, her aksaklığa kendisinin yetişmesi mümkün değil. Makamında oturup başkanın talimatını bekleyen değil, sorumluluk alan, çözüm üreten ve vatandaşa dokunan yöneticiler gerekiyor.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bu yazıyı kaleme alırken elbette birileri çıkıp Said Yalçın yine belediyeden nemasını almış, çuvalları doldurmuş diye konuşacaktır. Varsın konuşsunlar. Allah yukarıda, neyin ne olduğunu en iyi bilen de O'dur. Benim derdim birilerinin gönlünü hoş tutmak değil, Malatya'nın geleceği üzerine düşüncelerimi samimiyetle paylaşmak.
Ve Son olarak;
Sami Er'i eleştirelim. Eksiklerini söyleyelim, yanlışlarını gündeme getirelim, daha iyisini yapması için baskı oluşturalım. Ama yapılan işleri de hakkıyla teslim edelim.
6 Şubat gibi büyük bir felaketin ardından yeniden inşa edilen bir şehirde, 2,5 yılda ortaya konulan bu proje ve yatırım tablosunu küçümsemek doğru değil. Bana göre Sami Er başarısız bir belediye başkanı değil. Ancak çok daha başarılı olabilecek bir belediye başkanı.
Belki de asıl mesele tam olarak burada…
Sami Başkan'ın biraz daha güçlü bir ekibe, biraz daha fazla saha hâkimiyetine ve vatandaşın sesini kendisine doğrudan ulaştıracak bir yönetim anlayışına ihtiyacı var.
Çünkü Malatya'nın kaybedecek bir günü daha yok. Bu şehir artık vaat değil, sonuç görmek istiyor. Yapılan projelerin tamamlanmasını, hizmetlerin hızlanmasını ve her mahallede belediyeciliğin hissedilmesini bekliyor.
Benim Sami Er'e tavsiyem şudur: Projelerinize sahip çıktığınız kadar ekibinize de sahip çıkın. Gerektiğinde değişimden çekinmeyin. Çünkü iyi bir başkan, güçlü bir ekiple çok daha büyük işler başarır.
Malatya hepimizin. Mesele Sami Er'i kazanmak ya da kaybettirmek değil, Malatya'yı kazandırmak olmalı.
Saygı çerçevesinde eleştirmekten de yapılan hizmetin hakkını teslim etmekten de vazgeçmeyeceğiz.