Said Yalçın

Bir Makamın Değeri, Bir İnsanın Gözyaşını Anlayabildiği Yerdedir!

Said Yalçın

Bazı ziyaretler vardır, yalnızca bir hayırlı olsun tebriğiyle sınırlı kalmaz. Bir sohbetin içinde şehrin geçmişine, insanın hafızasına ve devletin vatandaşına dokunduğu en hassas noktalara uzanırsınız. Malatya Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü Mehmet Okyay’a gerçekleştirdiğimiz ziyaret de bizim için böyle bir buluşma oldu.

Anadolu Basın Yayın Birliği olarak Malatya Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü Mehmet Okyay’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk. Öncelikle bizleri nezaketle karşılayan, samimi ev sahipliğiyle güzel bir sohbet ortamı oluşturan Sayın Okyay’a teşekkür ediyoruz.

Bürokrasinin farklı kademelerinde görev yapmış bir isim olan Okyay ile Malatya’nın geçmişini, eski kimliğini, toplumsal hafızasını ve bugününü konuştuk. Şehrin dününe dair hatıralar konuşulurken, bürokrasinin görünmeyen yüzünü anlatan bir anısını da paylaştı. Öyle bir anıydı ki, dinlerken insanın boğazında bir düğüm oluşturuyor, devlet-vatandaş ilişkisinin aslında ne kadar insani bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlatıyordu.

Okyay, geçmişte nüfus müdürlüğü yaptığı ilçelerden birinde yaşlı bir vatandaşın yanına geldiğini anlattı.

Yaşlı adamın 38 yaşındaki kızını kaybettiğini ve vefatın ardından yapılması gereken resmi işlemler için kendisine başvurduğunu söyledi. O günün şartlarında, acılı adamın önce taziyelerini kabul etmesi gerektiğini düşünerek, "Şimdi senin taziyeleri ağırlama vaktindir. Git, daha sonra gel." dediğini aktardı.

Ancak aradan iki gün geçtikten sonra aynı yaşlı adam yeniden müdürlüğe geldi.

Bu kez anlattıkları, meselenin yalnızca bir resmi işlemden ibaret olmadığını ortaya koyuyordu.

Yaşlı adam, kızının bütün hesaplarıyla kendisinin ilgilendiğini, hayatını adeta onun üzerinden yürüttüğünü anlattı. Kızının vefatının ardından kendi hesaplarına dair hiçbir şey bilmediğini, taziyeye gelen misafirlerine bir bardak çay ikram edebilmek için bile ne durumda olduğunu öğrenmesi gerektiğini ifade etti.

Ve müdürden bir ricada bulundu:

"Hesaplarımı kontrol edip bana verir misiniz? Kızımın misafirlerine bir çay ikram edebilmek istiyorum."

İşte insanın yüreğine dokunan asıl hikâye burada başlıyordu.

Bir baba, evladını kaybetmişti. Üstelik hayatını birlikte sürdürdüğü, en küçük ihtiyacında yanında olan kızını kaybetmişti. Acısının ortasında, kendi hayatına dair en basit bilgilere bile ulaşamıyordu. Bir bardak çay ikram edebilmek için devletin kapısını çalmak zorunda kalmıştı.

Mehmet Okyay, bu olay karşısında ilk yaklaşımının yeterince doğru olmadığını açıkça ifade etti. Yaşlı adamın yaşadığı çaresizliği ve içinde bulunduğu durumu daha iyi anladığını belirterek kendisine büyük bir mahcubiyet duyduğunu anlattı. Ardından yaşlı vatandaşın elini öptüğünü, gerekli resmi işlemleri bizzat takip ederek tamamladığını ve onu yaşadığı sıkıntıdan kurtardığını söyledi.

Bu anıyı dinlerken insan ister istemez düşünüyor:

Devlet dediğimiz yapı, yalnızca kanunlardan, yönetmeliklerden, dosyalardan ve imzalardan mı ibaret? Yoksa bütün bunların ötesinde, zor gününde vatandaşının elinden tutabilen bir vicdan mı?

Elbette bürokrasinin kuralları, mevzuatı ve yerine getirilmesi gereken sorumlulukları var. Ancak bazen bir vatandaşın ihtiyacı, önündeki evrakın çok daha ötesindedir. Bazen bir insanın ne istediğini değil, neden istediğini anlamak gerekir.

Bir yaşlı adamın çay ikram edebilmek için hesaplarını öğrenmek istemesi, aslında bize çok şey anlatıyor. İnsanların hayatında öyle kırılma anları vardır ki en sıradan ihtiyaçlar bile aşılmaz bir duvara dönüşebilir. İşte o duvarı kaldırabilmek, makamın gerçek anlamda hizmete dönüştüğü noktadır.

Mehmet Okyay'ın Yeşilyurt Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğü görevinden Malatya Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğüne uzanan bürokrasi tecrübesini konuşurken söylediği bir cümle de bu anıyla anlam kazandı:

"Her şey göründüğü gibi değil."

Gerçekten de öyle…

Bir kamu kurumuna gelen vatandaşın neden orada olduğunu, hangi yükü taşıdığını, hangi çaresizlikle kapıdan içeri girdiğini her zaman ilk bakışta anlamak mümkün değil. Kimi zaman bir imza için gelenin arkasında yılların birikmiş derdi, kimi zaman bir belge isteyenin içinde tarifsiz bir acısı vardır.

Bu nedenle kamu görevi yapmak, yalnızca görev tanımını yerine getirmek değildir. İnsanları dinlemek, anlamak, empati kurmak ve gerektiğinde mevzuatın sunduğu imkânları insanın lehine kullanabilmektir.

Bizim ziyaretimizde konuşulanlar arasında Malatya'nın eski kimliği ve toplumsal hafızası da vardı. Çünkü şehirleri şehir yapan yalnızca binaları, yolları ve meydanları değildir. O şehirde yaşayan insanların hatıraları, birbirlerine gösterdikleri vefa ve zor zamanlarda ortaya koydukları dayanışmadır.

Aynı şekilde bir kamu kurumunun değerini de yalnızca yaptığı işlemlerle ölçemezsiniz. Vatandaşın kapısından hangi duyguyla girdiği ve oradan hangi duyguyla ayrıldığı da önemlidir.

Mehmet Okyay'ın anlattığı o yaşlı baba hikâyesi, belki de yıllarca unutulmayacak türden bir hatıra. Çünkü bazen bir insanın hayatında büyük değişiklikler yapmak için büyük projelere, gösterişli törenlere veya uzun konuşmalara gerek yoktur.

Bazen bir insanın elini tutmak, onu dinlemek ve derdine çare olmak yeterlidir.

Sayın Mehmet Okyay'a yeni görevinde başarılar diliyor, bizlere gösterdiği nazik ev sahipliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir, unvanlar değişir. Ancak bir insanın yüreğinde bıraktığınız iyilik, yıllar geçse de unutulmaz.

Yazarın Diğer Yazıları