Yeni bir eğitim yılı başladı.
Çantalar hazırlandı, kitaplar alındı, formalar giyildi. Anne ve babalar çocuklarını okula uğurlarken onların derslerinde başarılı olmalarını, iyi arkadaşlar edinmelerini ve güzel bir eğitim hayatı geçirmelerini istiyor.
Fakat çocuğun okul hayatına hazırlanması yalnızca matematik, Türkçe veya fen bilgisiyle sınırlı değildir.
Bir çocuğa hayatta öğretebileceğimiz en önemli bilgilerden biri de kendi sınırlarını tanıması ve başkalarının sınırlarına saygı göstermesidir.
Bunun temelinde ise mahremiyet bilinci vardır.
Mahremiyet, korkutmak değil; korumaktır
Çocuğa mahremiyeti anlatırken onu dünyadan korkutmamalıyız.
“Yabancılar kötüdür.”
“Kimseye güvenme.”
“Dışarıdaki herkes tehlikelidir.”
gibi cümleler çocuğun güven duygusunu zedeleyebilir.
Bunun yerine çocuğa şu bilinci kazandırmalıyız:
“Herkese güvenmek zorunda değilsin. Rahatsız olduğun bir durumda hayır diyebilirsin. Bedenin sana aittir. Bir davranış seni korkutuyor, utandırıyor veya rahatsız ediyorsa bunu güvendiğin bir yetişkine anlatabilirsin.”
Çocuk için asıl güvenlik eğitimi budur.
Çocuk kendi bedeninin sınırlarını bilmeli
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bedenlerinin kendilerine ait olduğu öğretilmelidir.
Özel bölgelerinin özel olduğu, başkalarının bedenlerine izinsiz dokunamayacakları ve kendi bedenlerine de izinsiz dokunulmasına izin vermek zorunda olmadıkları anlatılmalıdır.
Burada önemli olan çocuğu utandırmak değil, bilinçlendirmektir.
Çocuk “Hayır” demeyi öğrenmelidir.
Bir yetişkin, arkadaş veya başka biri ona kendisini rahatsız eden bir davranışta bulunduğunda:
“Hayır.”
“Bunu istemiyorum.”
“Bana dokunma.”
“Bunu anneme/babama/öğretmenime anlatacağım.”
diyebileceğini bilmelidir.
Bu cümleler çocuğa korku değil, özgüven kazandırır.
“Sır” ile “gizlilik” arasındaki fark öğretilmeli
Çocukların özellikle bilmesi gereken konulardan biri de budur.
Her sır kötü değildir. Bir doğum günü hediyesini sürpriz olarak saklamak başka şeydir; bir yetişkinin çocuğa “Bunu kimseye söyleme.” diyerek korkutması veya baskı yapması başka şeydir.
Çocuğa şu basit ölçü öğretilebilir:
“Seni korkutan, üzen, utandıran veya rahatsız eden bir şeyi sır olarak saklamak zorunda değilsin.”
Bir çocuk bir olay anlattığında da aile hemen kızmamalı, suçlamamalı ve “Neden karşı koymadın?” dememelidir.
Önce çocuk dinlenmelidir.
Çünkü çocuk, anlattığında cezalandırılacağını düşünürse bir sonraki olayda susmayı tercih edebilir.
Yabancılara karşı nasıl davranmalı?
Çocuğa “Tanımadığın herkes kötüdür.” demek yerine güvenli davranış kuralları öğretilmelidir.
Örneğin:
- Tanımadığı biriyle tek başına bir yere gitmemek.
- Tanımadığı birinden hediye veya yiyecek alırken ailesinin onayını almak.
- Birisi onu ailesinden habersiz başka bir yere götürmeye çalışırsa yüksek sesle yardım istemek.
- Kaybolduğunda güvenilir bir görevliye, öğretmene, polise veya çocuklu bir aileye yaklaşmak.
- İnternette tanımadığı kişilerle kişisel bilgilerini, adresini, okulunu veya özel fotoğraflarını paylaşmamak.
- Rahatsız olduğu bir durumda bunu mutlaka güvendiği bir yetişkine anlatmak.
Fakat burada önemli bir nokta daha vardır:
Çocuklara yalnızca yabancılardan korunmayı öğretmek yeterli değildir.
Çocuk, tanıdığı veya güvendiği bir kişinin davranışından da rahatsız olabilir.
Bu nedenle güvenlik eğitiminin temeli “yabancılardan uzak dur” değil, “rahatsız edici davranışı fark et, sınır koy ve yardım iste” olmalıdır.
Anne ve babalar çocuklarının mahremiyetine de dikkat etmeli
Çocuğa mahremiyeti öğretirken, yetişkinlerin de çocuğun mahremiyetine saygı göstermesi gerekir.
Çocuğun fotoğrafını, özel bir anını, ağladığı görüntüsünü veya kişisel bilgilerini sosyal medyada paylaşmadan önce bunun onun gelecekteki hayatına nasıl yansıyabileceğini düşünmeliyiz.
Çünkü çocukların da özel yaşam hakkı vardır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 16. maddesi, çocukların özel yaşamına, ailesine, konutuna ve iletişimine keyfi veya haksız müdahalelere karşı korunmasını güvence altına almaktadır.
UNICEF de “paylaşan ana-babalık” konusunda ebeveynleri, çocuklarının mahremiyetini ve görüşlerini gözetmeye; çocuklara rıza kavramını öğretmeye çağırmaktadır.
Çocuğun en büyük güvenlik ağı: Güvendiği yetişkin
Bir çocuğun hayatında mutlaka birkaç tane “güvenli yetişkin” bulunmalıdır.
Anne, baba, öğretmen, rehber öğretmen, aileden güvenilir bir kişi...
Çocuk şunu bilmelidir:
“Başına ne gelirse gelsin, sana anlatabilirim.”
Bence bir anne-babanın çocuğuna verebileceği en kıymetli cümlelerden biri budur.
Çünkü çocuk hata yaptığında bile anlatabileceğini bilirse yardım istemekten çekinmez.
Okul başarısı kadar hayat başarısı da önemlidir
Yeni eğitim yılında çocuklarımızın sadece sınav notlarını sormayalım.
“Bugün kaç aldın?” kadar,
“Bugün kendini nasıl hissettin?”
“Seni rahatsız eden bir şey oldu mu?”
“Arkadaşlarınla aran nasıldı?”
“Bir konuda hayır demen gerekti mi?”
gibi sorular da soralım.
Çocuğun zihnini bilgiyle, kalbini güvenle, davranışlarını ise doğru sınırlarla yetiştirelim.
Unutmayalım:
Çocuğu korumak, onu dünyadan uzaklaştırmak değildir.
Onu dünyayı tanıyabilecek, doğru ile yanlışı ayırt edebilecek, gerektiğinde “hayır” diyebilecek ve ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilecek kadar bilinçlendirmektir.
Yeni eğitim yılı vesilesiyle bütün anne-babalara bir çağrım var:
Çocuklarımıza sadece ders çalışmayı değil, kendilerini korumayı da öğretelim.
Çünkü bazı derslerin sınavı okulda değil, hayatın içinde yapılır.
Ve o sınavlara hazırlanmanın en güzel yolu; sevgi, güven, mahremiyet bilinci ve sağlıklı sınırlar öğretmektir.
Kaynakça
1. Birleşmiş Milletler – Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Madde 3, 16 ve 19.
2. UNICEF Türkiye – Çocuk Koruma. Çocukların şiddet, istismar, sömürü ve ihmale karşı korunmasına ilişkin çocuk koruma yaklaşımı.
3. UNICEF Türkiye – “Paylaşan Ana-Babalık (Sharenting) Hakkında Bilmeniz Gerekenler”, çocuk mahremiyeti, rıza ve dijital ortamda çocukların korunması.
4. UNICEF Türkiye – Türkiye’de Çocuk Koruma Sistemini Güçlendirmek Amacıyla Yeni Danışmanlık Tedbiri Modülleri, çocuk odaklı ve aile destekli koruyucu yaklaşım.
Erkan Can Akan
Aile Danışmanı – Yazar