Erkan Akan

KÂİNAT AŞK ÜZERİNE KURULMUŞTUR

Erkan Akan

Giriş: Aşk Bir Duygu mu, Yoksa Varlığın Mayası mı?
Kâinata dikkatle bakıldığında her şeyin bir çekim kanununa tâbi olduğu görülür. Gezegenler güneşe meftundur; toprak yağmura muhtaçtır; tohum ışığa yönelir; insan ise mânâya susamıştır. Bu yöneliş, bu arayış, bu bağlanma… Hepsi aşkın farklı tezahürleri değil midir?
Aşk yalnızca romantik bir his değildir. Aşk; varlığı var eden, var olanı bir arada tutan ve her şeyi kemâline doğru sevk eden ilahî bir sırdır. Eğer kâinatın temel harcı bir kavramla ifade edilecek olsaydı, bu kavram “muhabbet” olurdu.
Tasavvuf ehli bu hakikati asırlar önce dile getirmiştir. Özellikle Muhyiddin İbn Arabi, varlığın özünü muhabbet olarak tarif eder. Ona göre Allah bilinmek istedi; bilinmeye olan bu sevgi, yaratılışın başlangıç noktasıdır. Aşk, yaratılışın sebebidir.
1. Kâinatta Çekim Kanunu ve Muhabbet
Fizikte “çekim kuvveti” olarak ifade edilen hakikat, metafizikte “muhabbet” olarak okunabilir. Atom çekirdeği elektronları kendine bağlar; dünya ayı çeker; güneş gezegenleri etrafında tutar. Eğer bu çekim olmasa, sistem dağılır.
Tıpkı bunun gibi insan kalbi de bir merkeze bağlanmazsa dağılır. Sevmeden yaşayan bir kalp, yönünü kaybetmiş bir pusula gibidir.
Risale-i Nur’da şu mana işlenir:
“Kâinatta en câmi’ ve en nuranî rabıta muhabbettir.”
Yani varlığı bir arada tutan en güçlü bağ sevgidir. Sevgi çözülürse, düzen çözülür. Muhabbet zayıflarsa, hayat anlamsızlaşır.
2. İnsan: Aşkın Şuur Kazanmış Hâli
İnsan, kâinatın özeti olarak yaratılmıştır. Onun kalbine sonsuzluk arzusu konmuştur. Bu arzu sıradan bir ihtiras değildir; ebedî olana yöneliştir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Mesnevî’de şöyle der:
“Aşksız insan kanatsız kuş gibidir.”
Aşk insanı yükseltir. Ancak yönü önemlidir. Dünyevî aşklar insanı tüketebilir; ilahî aşk ise insanı tamamlar.
Psikoloji de bu hakikati teyit eder. Bağlanma kuramına göre insan sevgi olmadan sağlıklı bir kimlik geliştiremez. Sevgi görmeyen birey ya içine kapanır ya da sevgiyi yanlış yerlerde arar. Demek ki aşk yalnızca mistik bir kavram değil; aynı zamanda psikolojik bir zorunluluktur.
3. İlâhî Aşk ve Yaratılışın Hikmeti
Tasavvuf geleneğinde “Muhabbetullah” yani Allah sevgisi, bütün amellerin ruhudur. İbadet korkuyla değil, sevgiyle kemâle erer.
Kur’an’da Allah’ın “Vedûd” ismi geçer. Vedûd; çok seven ve çok sevilen demektir. Bu isim bile varlığın merkezinde sevginin olduğunu gösterir.
Gazâlî, ihlâsın temelinde sevginin bulunduğunu ifade eder. Sevmeden yapılan ibadet kuru bir şekilden ibarettir. Korku ibadeti başlatabilir; fakat aşk onu derinleştirir.
Aşk insanı benlikten arındırır. Nefsi törpüler. İnsanı fedakâr yapar. Kendisini değil, sevdiğini öncelemeyi öğretir.
4. Aşkın Bozulmuş Hâli: Tutku ve Bağımlılık
Her hakikatin bir gölgesi vardır. İlâhî aşktan kopan insan, boşluğu dünyevî tutkularla doldurmaya çalışır: makam, para, şöhret, beğeni…
Bugünün insanı sevilmek için yaşıyor; fakat sevmeyi unutuyor.
Gerçek aşk almak değil vermektir. Hakiki sevgi fedakârlıktır. Menfaat bittiğinde biten duygu aşk değildir; o yalnızca hevestir. İlâhî merkezden kopan sevgi, bağımlılığa dönüşür. Merkeze bağlanan sevgi ise insanı özgürleştirir.
5. Kâinatın Sırrı: Muhabbetle Okumak
Kâinatı sevgi nazarıyla okumayan insan, varlığı mekanik bir düzen olarak görür. Fakat muhabbetle bakan göz, her şeyde bir hikmet, her şeyde bir rahmet görür.
Güneş yalnızca yakmaz; ısıtır. Yağmur yalnızca ıslatmaz; diriltir. Ölüm yalnızca bitirmez; ebedî hayata açılan kapı olur.
Aşk gözlüğü takıldığında, kâinat bir soğuk taş yığını olmaktan çıkar; ilahî isimlerin tecelli ettiği bir mektebe dönüşür.
Sonuç: Aşk Kaybolursa İnsan Kaybolur
Kâinat aşk üzerine kurulmuştur. İnsan da bu sistemin en şuur sahibi halkasıdır. Eğer insan kalbini sevgisiz bırakırsa, kendi özüne yabancılaşır.
Hakiki huzur, sevgiyi doğru yerde bulmakla mümkündür. Fanî olana bağlanan kalp kırılır; bâkî olana bağlanan kalp sükûnet bulur.
Aşk, varlığın mayasıdır. Sevgi, hayatın ruhudur. Muhabbet olmadan ibadet kuru, ilim soğuk, hayat ise anlamsızdır.
Öyleyse kalbimizi yeniden merkezine bağlayalım. Çünkü kâinatın dili şunu fısıldar:
“Ben sevgiyle yaratıldım; sen de sevgiyle tamamlanacaksın.”

Kaynakça

Kur’an-ı Kerîm
Risale-i Nur Külliyatı
Mesnevî
İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn
Fütûhât-ı Mekkiyye

Erkan Can Akan

Allah’ım, kalplerimizi Sen’in muhabbetinle dirilt. Sevgimizi fanî olana değil, bâkî olana yönelt. Bizi sevginle yaşayan ve sevginle ölen kullarından eyle. Âmin.

Yazarın Diğer Yazıları