Malatya'nın en önemli kamu iştiraklerinden biri olan Esenlik A.Ş., tam 35 yıldır bu şehrin ekonomik ve sosyal hayatında önemli bir yer tutuyor. 1990 yılında kurulan, onlarca market şubesi, lojistik merkezi, et entegre tesisi ve üretim tesisleriyle faaliyet gösteren bu kurumun en büyük misyonu; vatandaşın yanında olmak, piyasayı dengelemek ve kamu yararını öncelemektir.
Ancak bugün Malatyalının zihnindeki soru oldukça nettir:
Esenlik gerçekten kuruluş amacına hizmet ediyor mu?
Geçtiğimiz günlerde Genel Müdürlük görevine şirketin içinden gelen Kadir Çelik atandı. Yönetim değişikliği, doğal olarak yeni bir döneme dair beklentileri de beraberinde getirdi. Fakat aradan geçen süre içerisinde vatandaşın günlük hayatına yansıyan somut bir değişim hissedilemediği yönünde ciddi eleştiriler dile getiriliyor.
Çünkü mesele isimlerin değişmesi değil, hizmet anlayışının değişmesidir.
Bugün Esenlik mağazalarına giren birçok vatandaşın ilk dikkatini çeken konu personel yetersizliği oluyor. Aynı personelin bir reyondan diğerine koşuşturduğu, şarküteriden et reyonuna, oradan manava destek verdiği görüntüler artık sıradan hale gelmiş durumda. Bu tablo, hem çalışanların iş yükünü artırıyor hem de hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor.
Diğer taraftan fiyat politikası da vatandaşın en fazla eleştirdiği başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Kamu iştiraki olan bir market zincirinin temel görevi yalnızca ticaret yapmak değildir; gerektiğinde piyasayı dengelemek, vatandaşın lehine rekabet oluşturmak ve güven vermektir. Ancak Malatya'da birçok vatandaşın daha uygun fiyat arayışıyla farklı market zincirlerine yönelmesi, Esenlik'in bu misyonunu ne ölçüde yerine getirebildiğinin sorgulanmasına neden oluyor.
Elbette bugün yaşanan sorunların tamamını mevcut yönetime yüklemek adil olmaz. Önceki yönetim döneminde yaşanan şube kapanışları, personel politikaları ve kurumun mali yapısına ilişkin kamuoyunda uzun süre tartışılan uygulamalar hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. O döneme ilişkin eleştirilerin gölgesi, yeni yönetimin omuzlarında durmaya devam ediyor. İşte tam da bu nedenle yeni yönetimin en büyük sorumluluğu, geçmiş tartışmaları geride bırakacak icraatları ortaya koymaktır.
Benzer bir tabloyu BELSOS'ta da görmek mümkün.
Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal tesisleri, şehrin vitrinidir. Vatandaşın ailesiyle huzur içinde vakit geçirebildiği, kaliteli hizmet aldığı, misafirlerini gönül rahatlığıyla ağırlayabildiği mekanlar olması gerekir.
Ancak sahadan gelen değerlendirmeler bunun tam tersini işaret ediyor.
Özellikle Dedekorkut Sosyal Tesisleri'nin sahip olduğu potansiyele rağmen beklenen hizmet standardına ulaşamadığı yönünde eleştiriler var. Yemek kalitesinden servis anlayışına, organizasyondan teknik altyapıya kadar birçok konuda eksikliklerin dile getiriliyor olması, yöneticilerin üzerinde ciddiyetle durması gereken bir konudur.
Basın toplantılarının da sıklıkla gerçekleştirildiği bir tesiste ses sisteminin uzun süredir istenilen seviyeye getirilememiş olması ise küçük bir teknik aksaklık olarak geçiştirilemez. Çünkü detaylar, kurumların ciddiyetini gösterir.
Bir başka konu ise iletişim...
BELSOS zaman zaman kampanyalar düzenliyor, özel günlerde çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor. Babalar Günü'nde vatandaşlara yapılan Türk kahvesi ikramı bunun güzel örneklerinden biriydi. Ancak asıl soru şu:
Bu etkinliklerden kaç kişinin haberi oluyor?
Yapılan güzel işler duyurulamadığında, kamuoyunda hiçbir karşılık bulamıyor.
Öte yandan çalışanların samimiyetini de görmezden gelmek haksızlık olur. Babalar Günü'nde bir personelin güler yüzle vatandaşları kahve ikramına davet etmesi, kurumların hâlâ fedakâr çalışanların emeğiyle ayakta durduğunu gösteriyor. Sorun sahadaki personelde değil; o emeği planlayan, yöneten ve kurumsal başarıya dönüştüren yönetim anlayışındadır.
Malatya'nın kamu iştirakleri sıradan şirketler değildir.
Bunlar vatandaşın vergileriyle ayakta duran, doğrudan kamu hizmeti sunan kurumlardır. Bu nedenle başarıları da başarısızlıkları da herkesi ilgilendirir.
Bugün Esenlik'te beklenen; rafların değil, anlayışın değişmesidir.
BELSOS'ta beklenen; tabelaların değil, hizmet kalitesinin yenilenmesidir.
Çünkü Malatya artık sürekli yönetici değişikliklerini değil, vatandaşın hayatına dokunan hizmet değişimini görmek istiyor.
Bu şehir, makam odalarında yapılan atamaları değil; market raflarında uygun fiyatı, sosyal tesislerde kaliteli hizmeti, güler yüzü ve kurumsal disiplini konuşmak istiyor.
Unutulmamalıdır ki kamu kurumlarında en büyük reklam afişler değil, memnun ayrılan vatandaşlardır.
Ve bugün Malatyalının sorduğu soru hâlâ cevabını bekliyor:
"Değişen gerçekten yönetim anlayışı mı, yoksa sadece koltuklarda oturan isimler mi?"